Kötü bir tarzda, aşağılayarak mı konuştunuz? O ne dedi?” diye sordum “Evet öyle konuştum, hiçbir şey demedi, öyle bet beniz atık, sapsarı baktı.
Ethem Menderes’i de gidip gördüm, O’na da ‘Japonya’da yaptıklarınızın hesabını vereceksiniz’ dedim” dedi “Ne yapmış Japonya’da?” dedim “Japonya’ya gittiğinde oradaki büyükelçimizin karısını sıkıştırıyor, göğüslerini elliyor, büyükelçi ile eşi ertesi gün birlikte intihar ediyorlar” dedi. “Soruldu mu peki hesabı?” diye sordum. “İdama mahkum edildiler işte, ama bu Japonya meselesi açılmadı, sonra affolundu” dedi
Peki Namık Gedik sizin ziyaretinizin ertesi günü intihar edince üzüldünüz mü, acaba sizin konuşmanız tesir etmiş olabilir mi?” diye sordum “Yok canım, o sırada görevli olsun olmasın isteyen subay gidip onlara ağzına geleni söylüyordu. Geçenlerde televizyonda 27 Mayıs halktan kopuk bir harekettir diye konuşuyorlardı, külliyen yalan. Halk bizim arkamızdaydı, ihtilalden önce yolda arkamızdan satılmış sırmalılar diye bağırıyorlardı. Bizi ihtilale halk itti” dedi
Fotoğraflar:27 Mayıs sonrasında Adnan Menderes'in Aydın'daki çiftliğinde tahkikat sırasında maliye müfettişi olarak yer alan Cemal Süreya ve gazeteci Doğan Özgüden; halef selef Dahiliye Vekilleri (İçişleri Bakanları) Dr.Namık Gedik ve Ethem Menderes.
“Tabi hatta bunlar ordu bandosu olarak Avrupaya konsere geliyorlar, Glenn Miller orkestrasından ayrı bir uçakla geliyor, yolda uçak kayboluyor. Adam öyle gitti” dedi.
Sonradan okuyup öğrendiğime göre bandoyu kuran Yarbay Stanley ' miş,Fotoğraflar Hava Kuvvetleri Caz Bandosu, son fotoğraf ise Glenn Miller.
"Bu usta makinistlik kaptan pilotluk gibi bir şey o zaman” dedim.“Aynen öyle “ dedi."Mavi trenle İstanbul’a gittiğinizde nerede kalıyorsunuz?” diye sordum.TCDD’nin misafirhanesi varmış, oraya gidip sefer numarasını kaydederek istirahat ediyorlar, ertesi akşam yine gece yolculuğu ile Ankara’ya dönüyorlarmış."Evden epey ayrı kalınıyor herhalde” dedim. “Mavi Tren'de öyle, iki gece yol bir gece ev” dedi. “Pamukova kazası olduğunda görevde miydiniz?” dedim; görevdeymiş. “Neden oldu kaza sizce?” diye sordum. Önümüzdeki dar sokağı işaret ederek "Şimdi Doktor Bey, bu sokakta 120yle gidebilir misiniz? Altınızda Mersedes dahi olsa bu yolda yapılacak sürat bellidir, 120 ile otobanda gidilir” dedi. “Peki makinistler kendi inisiyatifleri ile mi sürat yapmışlar?” diye sordum.“Yok canım, hiç yapabilirler mi! Talimatnamede nerede ne süratle gidileceği yazılı. Daha hızlı giderse ara istasyonlara erken varır, ceza alır. Siz baştan taahüt ediyorsunuz ‘şu istasyonda şu saatte olacağım diye’ " dedi, ve ekledi "Kazadan sonra kaldırdılar o seferleri zaten. Normalde Ankara-İstanbul 7 saat 10 dakika sürüyordu, altıbuçuk saate indirmişlerdi. 40 dakika için onca insan telef oldu".
Resimler tren yolu dioramaları (gerçek veya kurgu bir anın üç boyutlu olarak modellenmesi demekmiş, ben de bugün öğrendim) Türkiyede de model trenciliğe gönül vermiş çok insan varmış. Trenle ilgili parçalar da buradan dinlenebilir.
Hayat sanki bir deniz, biz de suyun üzerinde ilerliyoruz. İlk zamanlarda, çocuklukta falan, deniz çok dalgalı, sen ise sanki ufak bir salın üzerinde çırpınıyor, bir an önce hızlı hızlı gitmek istiyor, ancak pek fazla yol alamıyorsun.
Zaman geçtikçe teknen büyüyor, kalitesi ve hızı artıyor, ancak senin hızlı gitme isteğin git gide azalıyor.Yavaş yavaş tadını çıkararak gitmek, etrafı seyretmek istiyorsun. Ancak çocuklukta hızlı gitmek ne kadar zorsa, yaşlandıkça yavaşlamak da o denli zorlaşıyor. Bütün motorlarını istop etsen bile artık kocaman bir gemi olmuş olan aracın çarşaf gibi denizin üzerinde hızla ve sessizce kayıyor. Sen ise güverteden geminin pruvasının yardığı suların iki yana doğru açılarak uzaklaşmasını ve ufukta beliren karşı kıyının hızla yaklaşmasını hüzünle izliyorsun.