Cuma, Haziran 29, 2018

ATM

 


Bugün bir bankada ATM planlamasında çalışan genç bir hasta başvurdu.
"Neye göre planlıyorsunuz ATM'leri?" diye sordum.
"Çeşitli analiz yöntemleri var. Bir bölgede hiç yoksa orda yeterli işlem hacmi olur mu diye bakılıyor. Masrafını çıkartır sonucu çıkarsa açılıyor.


 
Zira ATM kurmak masraflı bir şey. Bir kere kendisi pahalı, kirası, bakımı var, içinde kalan para için gecelik fon ödeniyor vs.  Bir defa kurulması kararlaştırıldıktan sonra yerel ekipler gidiyor, yer tespit edip, kira kontratı yapıyorlar."dedi
"Kira da mı ödeniyor. Ne miktarlarda oluyor?" diye sordum
"Yıllık en az 1500-2000 liradan başlıyor. Havaaalanı, AVM gibi yerlerde uçuyor, 50-60 bin liraya kadar çıkıyor" dedi
"ATM lerin hepsi aynı değil, farklı modelleri var değil mi, fiyatları nasıl?" diye sordum.


"Tabi, eski basit modeller 80 bin liradan başlıyor, 250 bin liraya kadar çıkıyor. Yeni modellerde yatırılan parayı kasete doldurma özelliği var. Böylece yatırılan parayı tekrar müşteriye döndürüyor. Sirkülasyonu fazla olan yerlerde yeni modelleri koyuyoruz ki para bitmesin müşteri mağdur olmasın..." dedi
"Peki siz İzmir'deki ilk ATM nerde açıldı biliyor musunuz?" diye sordum
"Eskiden parayı zarfa koyup yatırıyormuşsun onu duydum ama ilk bankamatiği bilmiyorum neredeydi?" dedi



"Kemeraltı girişindeki İşbankası'nın iskeleye bakan yüzündeydi. 1980lerin ortalarında konmuştu, çok büyük bir yenilikti. 

 

O kadar ki sırf o makineyi kullanabilmek için hesap açtırıp banka kartı almıştım. Kartı da şimdikilere göre çok kalındı" dedim

Fotoğraflar 1967 de İngiltere'de açılan ilk ATM ye ait

Pazartesi, Mart 19, 2018

Çanakkale geçilir mi?





Geçen haftaki 'Çanakkale geçilmez' reklamlarından sonra bugün bir uzun yol kaptanı muayene için başvurunca dayanamadım;  
"Gerçekten de Çanakkale için geçildi tabiri kullanılmaz mı?" diye sordum
Gülerek;
"Bugün herkes bana bunu soruyor. Sadece Çanakkale için değil İstanbul Boğazı için de geçildi değil, çıkıldı, inildi der ve yazarız.



Hatta Boğazlardaki fenerler için de; diyelim Kabatepe Feneri'ni geçiyorsak bordada bırakıldı deriz, geçildi demeyiz" dedi


 

"Böyle yapmayı nerden öğrendiniz? Okulda mı öğretiyorlar?" diye sordum
"Kimse öğretmedi. Bu öyle bir gelenektir, herkes bilir. Denizcilikte gelenekler önemlidir. 
Mesela kaptan köşkü kutsal bir mekandır. Duvarında Kuran-ı Kerim asılıdır. İçeriye adım atan herkes "Allah selamet versin" diyerek girer. Merhaba denmez, Selamün aleyküm denmez; mutlaka Allah selamet versin denilerek girilir" dedi



"Seyir defteri büyük müdür? Kim yazar, neler yazılır?" diye sordum
"365 gün yetecek kadar büyüktür. Genelde ikinci kaptan yazar, kaptan imzalar. Her türlü olay, ayrıca kaza falan olduysa ayrıntıları yazılır, gerekirse kağıt eklenir, kaptan o kağıdı da mühürler, imzalar. Seyir defterler, 5 sene saklanır" dedi




"Geminin bir de mührü mü oluyor" dedim
"Tabi ya. İcabında nikah kıyılıyor, onu neyle onaylayacağız" dedi
"Nikah kıymanın şartları nedir? İstanbul'dan İzmir'e giderken kıyılabilir mi?" dedim
"Karasularının dışında olması lazım. Aynı deftere nikahın kıyıldığı yeri, koordinatları ile yazıyoruz. Seyir sonunda defterin fotokopisini onaylayıp veriyoruz, gidip işletiyorlar." dedi
"Siz hiç nikah kıydınız mı?" diye sordum
Gülerek "Hayır kıymadım" dedi

Çarşamba, Aralık 20, 2017

Dolmuşçuluk



Bugün öksürük yakınması ile gelen bir gence sigarayı bırakmasını söyledim.
Gülerek, "Abi ben dolmuş şöförlüğü yapıyorum. Sigara-yemek arabadan olduğundan bırakmak zor" dedi
"Sigara içmezsen parasını alamıyor musunuz yani" dedim
"Yok; adam biliyor zaten içip içmediğini" dedi
"Parayı zaten gözden çıkarmış, neden içmeyene de vermiyor" diye sordum
"Abi o para, içecekse benden içsin, arabadan para çalmasın diye konmuş." dedi
"Para nasıl çalınıyor? Yevmiye ile mi çalışıyorsunuz?" diye sordum
"Hayır hasılatın % 10'unu alıyoruz. 12 saatte yaklaşık 1000 lira hasılat oluyor. Ayakta binen yolcunun parasını cebe atanlar oluyor ama ben asla arabanın haram bir kuruşunu yemem" dedi.




İşinden memnun olup olmadığını sordum.
"Çok stresli be abi..." dedi
"Neden?" diye sordum
"GPS kontrol noktaları var, onlara yetişmek için sürat yapmak zorunda kalıyorsun. Yalnız olsan neyse de can taşıyorsun. İnsan haliyle geriliyor" dedi
"Nasıl GPS noktası, o da nedir?" dedim
"Şimdi durakta 15 araba varsa bunlar 10 dk ara ile çıkıyor. Çıkarken değnekçi çıkış biletini kesiyor. Güzergahta belli noktalarda okuyucular var. O noktadan en geç kaçıncı dakikada geçmen gerektiği belli. Her gecikme dakikası için arkandaki arabaya 5 lira ödüyorsun. Bir saniye bile geç geçsen 5 lira. 10 dk gecikirsen 50 lira." dedi



"Neden böyle bir sistem kurulmuş?" diye sordum
"Arkadaki arabayı korumak için. Öndeki fazla bekleme yapıp bütün yolcuyu toplamasın, arkadakine de kalsın diye" dedi
"Kavga çıkmıyor mu bundan" dedim
"Çıkmaz mı çok çıkıyor ama sabah bir gün önceki döküm açıklanıyor; herkes birbirine borcunu ödüyor. Zaten bazen zincirleme takmış oluyorsun. Sen ona, o sana derken tapa olup gidiyor." dedi


Cumartesi, Haziran 11, 2016

Cüneyt Çakır

 
 Bugün ehliyetini yenilemek için gelen bir hasta göz muayenesi olurken:
"Daha yeni hakemlik için göz muayenesi olmuştum" dedi
"Ne hakemisiniz?" diye sordum
"Futbol yan hakemiyim" dedi
"Yan hakemlik uzmanlık alanı mı, orta hakem de olabiliyor musunuz?" diye sordum
"Eskiden 3. lig altında hem yan, hem orta hakem olunabiliyordu ama  sonra değiştirildi. Artık baştan seçtiğin alan ne ise onda ilerliyorsun, bir nevi uzmanlık oluyor tabi " dedi
"Peki hep aynı orta hakem ile mi çıkıyorsunuz maça?" diye sordum
"Hayır sadece Cüneyt Çakır'ın sabit hakem grubunda oluyor" dedi



"Diğer uluslararası hakemlerin yardımcıları sabit değil mi? " diye sordum
"Hayır şart değil. Hatta eskiden dünya kupasında yan hakemler farklı ülkelerden  bile olabiliyordu. İletişim problemleri yaşanınca  hakemlerin tümünün aynı ülkeden olması kuralı getirildi" dedi
"Maç ücretleri ne kadar?" diye sordum
"3. ligde 800, 2 ligde 1300 lira civarında, ayrıca mesafeye göre  uçak bileti veya benzin parası da alıyoruz. Tabi bunlar yan hakem ücretleri, orta hakemler yaklaşık iki katını alıyor. 
Uluslararası maçların ücretleri bambaşka tabi" dedi
"Cüneyt Çakır çok para kazanıyordur o zaman" dedim



"Yani O ve ekibi dünyalıklarını yapmışlardır diye düşünüyorum. Şöyle söyleyeyeim, Akhisar Belediye'de falan oynayan bir futbolcu kadar kazanıyordur. Bir kere Dünya kupasında görevlendirilirdiğin anda direk 110 bin euro hesabına yatıyor. 



Avrupa'da da kupaların grup maçlarında bundan 5 sene evvel maç başına 5000 euro alındığını biliyorum. Orda da hesaplama maçın seviyesi üzerinden yapılıyor, finalin ücreti çok daha fazladır" dedi


Perşembe, Mayıs 21, 2015

Sahte para

   Bugün mali şubede çalışan bir polis başvurdu
"Mali şube hangi işlere bakıyor?" diye sordum"
"Valla ben asayişten geçtiğimden daha çok sahte para suçlarına bakıyorum" dedi
"Piyasada çok sahte para var mı?" diye sordum
"Olmaz mı, dolu... Biz parayı dolaşıma girmeden yakalamaya çalışıyoruz. Yoksa piyasaya çıktıktan sonra tek tek toplamak da zor, esas kaynağına ulaşmak da" dedi
"Daha çok hangi banknotlarda sahte oluyor?" diye sordum
"En çok 100 lük var. Yapan zaten azar azar, her gün 5-6 banknot sürüyor piyasaya. Adamları var, bir kısmını onlar aracılığıyla çıkartıyor. Son zamanlarda bir de sahte 20'likler çıktı. 100'lük alan şikayetçi oluyor ama 20 lira alan uğraşmaya değmez diye sineye çekiyor" dedi
"Ben heralde hep bankadan para çektiğim için hiç rastlamadım" dedim
"Bazen bankamatikten de çıktığı oluyor. Makineler sayarken kaçırabiliyor. Günahını almayalım ama bazen memurlar da kendisinden hesap sorulmasın diye makineye konan paraların arasına koyabiliyorlar. Bu iş papaz kaçtı oyununda papazı başkasına geçirmek gibi" dedi
"Sahte para harcarken yakalanmanın cezası var mı?"  dedim
"Bir sefer olduysa bir şey olmaz, ikinci de karakola götürürler, üçüncüde bu kadar rastlantı olmaz diye mahkemeye çıkarsın" dedi

Konuyla ilgili bu yazıya da internette rastladım

Cuma, Ocak 09, 2015

Yeşil Toyota



Green Fields by The Brothers Four on Grooveshark

Bugün nefes darlığı yakınmalarıyla muayeneye gelen bir hastada astım bulgularına rastlayınca ne işle uğraştığını sordum
"Boya fabrikasından emekliyim" dedi
"Vazifeniz neydi, kimyasalları teneffüs ediyor muydunuz?" diye sordum
"Ben otomobil boyalarında renk uzmanıydım. Pigmentlerle çalışıyordum" deyince,
"Otomobil renkleri neye göre seçiliyor? İşin başındaki kişilerin zevkine mi kalmış?" diye sordum
"Pek çok kişi çalışıyor. Modacılar da var, kimyacılar da. Renklerin de modası oluyor, güncel politikaya göre bile değişiyor" dedi
"Nasıl yani?" dedim
"Mesela 97 de Çiller-Erbakan iktidara geldiğinde biz Toyota'ya yeşil renkte otomobil çıkarmasını önerdik. Sözümüzü dinlediler ve o renk, o yıllarda büyük hit oldu, çok iyi sattı." dedi

Kendisine astım ilaçları yazarak, özellikle çamaşır suyu gibi solunum yolunu tahriş eden kimyasallardan uzak durmasını anlattım.



Salı, Temmuz 22, 2014

Yolcu uçağı pilotluğu

   


Fly Me to the Moon by Astrud Gilberto on Grooveshark


















Bugün muayene olmak için gelen bir hastaya kimliğindeki vesikalığında sert sert baktığından
 "Asker misiniz?" diye sordum 
"Eskiden askeri pilottum, şimdi kargo pilotuyum" dedi  
"Kargo pilotluğunun yolcu uçağı pilotluğundan farkı var mı?" diye sordum 
"Yoo, uçaklar da, maaş da aynı. Eskiden yolcu da taşıyorduk ama  patrona hostes masrafı fazla geldi. Her uçak için üç vardiya 5'er hostesten 15 hostes maaşı ödüyordu" dedi. 

"Şimdi özel pilotluk okulları da var değil mi? Oralardan mezun olanlar iş bulabiliyor mu?" diye sordum 
"Tabi piyasada büyük pilot açığı var. Pilotluğun emekliliği dünya çapında 65 yaştır ama Amerika bugünlerde bunu 70'e çıkartmayı planlıyor. Zira sürekli kontroldesin, sağlık sorunu olan zaten hemen uçuştan ayrıldığından da pilot sıkıntısı artıyor" dedi 




"Ne kadara mal oluyor pilotluk eğitimi?" diye sordum 
"Bizim ülkede temel eğitim 60 bin euro civarında, ayrıca yolcu uçağı için 40 bin euro daha ödeyerek 6 aylık bir eğitim daha alman lazım" dedi 
"Peki başlangıç maaşı ne kadar?" diye sordum 
"Genç pilotlar 4500 eurodan başlıyor. Yaklaşık iki yılda ödedikleri eğitim ücretini amorti ediyorlar" dedi



"Ukrayna'da düşürülen Malezya uçağına ne diyorsunuz? Neden kara kutuya bu kadar önem veriyorlar? Pilotlar füzenin geldiğini görmüşler midir ki aralarında konuşsunlar?" diye sordum 



"Pilotlar füzeyi göremezler. Onu algılayacak sitemler savaş uçaklarında olur. Ama bu uçak kıç tarafından küçük bir füze ile vurulmuş. Başaşağı serbest düşüşle, işte yere çarpana kadar bir kaç dakika yaşamışlardır. Aman düşüncesi bile korkunç! " dedi

Son fotoğraf düşen uçakta selfie çeken Gary Slok, (15) ve annesi Petra ya ait

Salı, Haziran 10, 2014

Nakit satmak




Money by Various Artists on Grooveshark

Bugün muayeneye gelen bir hasta reçetesini yazarken
"Doktor Bey ben artık Bağ-Kur'lu oldum" dedi
"Hayırlı olsun, dükkan mı açtınız, ne iş yapıyorsunuz?" dedim
"Kredi kartından nakit para çekiyorum" dedi
"Nasıl yani sadece bu mu? Dükkan mı tuttunuz bunun için?" dedim
"Kontör falan da satıyorum ama esas işim bu. Kredi kartından nakit çekmek isteyenlere yüzde 11 komisyonla yardımcı oluyoruz." dedi




"Bu işten para kazanılabiliyor mu?" diye sordum
"Banka parayı ertesi gün öderse yüzde 9 komisyon kesiyor, bir ay beklersen hiç komisyonu yok. Ben elimde sıcak para olmadığından ertesi gün alıyorum. İşte; yüzde 2'den günde kemiksiz bin lira kalıyor." dedi





"Yani günde 50 bin lira çekiyorsunuz, öyle mi" dedim
"Yüz bini buluyor, kimisinden yüzde 10-10,5 komisyon alıyoruz. Bankaya borcu olan çok. Bir seferde borçlarını kapatıp sonra 9-10 taksitte ödüyorlar. Bizde her bankanın POS'u mevcut, en uygun taksit yapandan çekiyoruz. Ayrıca bu işi fason yapanlar da var. Çevresinden kartları toplayıp getiriyor, yüzde yarım komisyon da ben ona veriyorum." dedi
"Yasal mı bu yaptığınız iş, bir mal alışverişi gerekmiyor mu? Bankalarla sorun çıkmıyor mu? " diye sordum





"İş yasal. Kontör satışım da olduğundan sorun olmuyor. Bankalarla ancak şöyle sorun oluyor: Hergün yüz bin lira çekince bir veriyor, iki veriyor, üçüncüde veznede para yok diyor. Onlar para bankada biraz kalsın istiyor ama ben yattığı gün çektiğimden bankayı kasa gibi kullanmış oluyorum, istemiyorlar.  Sürekli banka değiştirmek zorunda kalıyorum" dedi
"Nasıl başladınız bu işe?" diye sordum
"Öğrenciyken babamdan para istemek zor geliyordu. Mahalledeki bakkala abi sen şu karttan 55 lira çek bana 50 lira ver diyordum. İş düşünürken aklıma bu geldi. Zaten kapıdan gelseniz yok derim. Ancak tanıdıklara iş yapıyorum" dedi.


Çarşamba, Nisan 30, 2014

Etek beli kıvırmak




Girls Just Wanna Have Fun by Cyndi Lauper on Grooveshark

 Bugün annesiyle muayeneye gelen bir lise öğrencisi oturduğu yerde oldukça kısa olan eteğini çekiştirince
“Bu eteklerin normal boyu böyle değil, di mi?” dedim
“Evet, normalde ayak bileği ile diz ortasında oluyor. Çok uzun olduğu için belini kıvırıyoruz” dedi


“Bu kadar kısaltmak için çok kıvırmak gerekiyordur herhalde. İçeriye mi dışarıya mı kıvırıyorsunuz?” diye sordum
“Ben bir kez dışarıya kıvırıyorum. Tabi önce terziye  boyunu kısalttırıp sonra kıvırıyoruz” dedi
“Neden terziye istediğiniz boyda kestirmiyorsunuz o zaman?” diye sordum


“Annem izin verse kestiririm tabi ama dize kadar kestirmeme izin veriyor. Bir de belini yukarı çekenler var ama bence kötü görünüyor” dedi
  

“Normal boyu ile giyseniz n’oolur” dedim
“Ezik olursun” dedi


“Hiç kestirmeden, kıvırmadan giyen yok mu yani?” diye sordum
“Bizim okulda bir tane var ama o da okuldan çıkınca başını örtüyor” dedi
“Okulda neden örtmüyor, kıyafet serbest bırakılmadı mı?” diye sordum
"Hayır başörtüsü üniversitelerde serbest, liselerde yasak. Okulda kıyafet sebest bırakıldı ama etek giymek yasak. İstediğin renk pantolon giyebiliyorsun.


Etek giymek istersen okul formasından başka şansın yok” dedi

Pazartesi, Şubat 10, 2014

Konteyner Limanı



08 - My Heavy Load by Big Mama Thornton on Grooveshark

 Bugün limanda çalışan bir vinç operatörüne "Nasıl oluyor da sizin vinçler o koca konteynırları düşürmüyor?" diye sordum




"Köşelerinde delikleri var. Vincin oraya giren uçları otomatik olarak dönüp kilitleniyor" dedi
"Peki o deliği nasıl denk getiriyorsunuz? Mıknatıslı falan bir düzenek mi  var?" dedim



"Gözle, işaretle. Dün mesela ben 10 katlı gemi boşalttım. Bir konteynırın yüksekliği 2,5 metre; yani 25 metre yüksekte çalıştım. Aşağıdaki işaret ediyor, sağa, sola, indir diye; tık diye oturtuyorum. Yüklerken de aynı, tecrübeyle oluyor işte. Konteynerların iki ucundaki deliğe bir parça geçer, birbirlerine sıfır kenetlenir. Zaten kenetlenmese ambarın kapağı kapanmaz. En alttaki yamuk olursa üstteki 10 konteynırı tekrar boşaltırsın, hele bir de riifırsa..." dedi



"Riifır nedir "diye sordum
"Özel soğutmalı konteynırlar var, gemide fişe takılı gidiyor. Mesela içinde kıymetli ilaç, aşı falan oluyor. Süresi oluyor onların. Diyelim dışarda 20 dakika kalabilir yazıyorsa, 21 dakika kalamaz." dedi



"Tıra yükleyince de droseye kilitleniyor mu?" diye sordum
"Konteynır taşımak için yapılmış tırların dorsesinde deliklere geçip kilitlenen havalı sistem var. Zaten kilitlenmezse o tır yürümez, tekeri dönmez. Ayrıca bu özel tırlar bir taraf ağırsa pistonlara hava basıp konteynırı dengeye getirir" dedi
"Peki nasıl oluyor da taşırken devriliyor, kaza oluyor?" diye sordum



"Bu söylediğim özel tırlarla taşınırsa olmaz ama sıradan tıra yüklüyorlar. Konteynırın ağırlığı 40 tona kadar çıkabilir ama dorse epi topu 4 ton. Yük dorseden düşmüyor, dorseyle beraber devriliyor" dedi




"Limana daha çok neler geliyor ?" diye sordum
"Aklına ne gelirse. Geçenlerde özel yapım bir arabageldi; markası ne bilmiyorum, sadece jantları 150 bin dolarmış!. Altından mı ne yapılmış, pırıl pırıl parlıyordu, bir görcektiniz. Öte yandan bizden hep taş, toprak, maden gidiyor, hiç sanayi üretimi yüklemiyoruz" dedi

Pazartesi, Aralık 02, 2013

Sualtı Ragbisi



Under Pressure by David Bowie on Grooveshark

  Bugün havuz raporu almak isteyen bir hastaya 
"Yüzmek için mi?" diye sordum
"Hayır, su altı rugbisi için" dedi
"Nasıl bir spordur bu, hiç duymadım" deyince cep telefonunu çıkartıp su altında nefesini tutarak boğuşan sporcuların bulunduğu bir video gösterdi.



"Yeni mi çıktı bu spor?" diye sordum
"Yoo, dünyada 40 yıldır Türkiye'de ise 10 yıldır var" dedi
İzmir'de altı erkek, dört kadın takımı varmış



5 metre derinliğinde havuzda oynandığından her şehirden takım çıkmıyormuş.
Tuzlu su ile dolu bir topu havuzun köşelerinde yer alan sepetlere sokmaya çalışarak oynanıyormuş
"Top dibe çöküyor mu?" diye sordum
"Tabii, dipte zıplatabiliyorsun da. Bu dünyadaki tek üç boyutlu oyun ve büyük performans gerektiriyor. Altısı dipte, altısı yüzeyde 12 oyuncu var. Dipteki her oyuncunun su yüzünde badisi bulunuyor. 



Dipte 20 saniye kadar boğuşup yukarı çıkıyorsun. 20 saniye size kısa gibi gelebilir ama maksimum efor harcandığındanoksijen tüketimi fazla. Bu arada suyun yüzündeki badin senin yerine iniyor. O oyundayken sen yukarda 3 nefes alıp tekrar dalıyorsun. 
Badiyle uyum çok önemli. Biriniz çıkarken diğerinin inişe geçmesi lazım. Mesela sepetin üzerine oturan oyuncuya kapak diyoruz.





O daha çıkmadan aşağıya inip yardım edeyim dersen ikinizin de nefesi aynı anda biter defans boş kalır.  Bazen defansta adam olmuyor boş kalmasın diye fazladan bir 10 saniye kalıp iyice tükeniyorsun, o zaman da havuzun dışında bekleyen 6 yedekten biri giriyor" dedi.




Muayenesinde tansiyonu sınırda çıktığı için:
"Oldukça efor harcatan ve eğlenceli bir spor olduğu belli, ama sürekli nefes tutularak oynandığı için sizin için pek uygun bir branş değil" diyerek bu spordan hevesini alınca yüzme gibi kalp sağlığı açısından daha uygun, düzenli nefes alınıp verilen branşları seçmesini önererek istediği raporu verdim.

Pazartesi, Eylül 16, 2013

Üniversite yurdu








Bugün yurt raporu almak için gelen Hacettepe'li bir öğrenciye nasıl bir yurtta kaldığını sordum 
"Devletle üniversitenin ortak yurdunda kalıyorum" dedi 
"Ne kadar ücret ödeniyor?" diye sordum 
"Aylık 185 lira olmuş, iki senedir 160 liraydı. Yine de herkes homurdanmış niye zam oldu diye" dedi 
"Yemek ne kadar?" diye sordum 
"Her öğün birer lira" dedi 
 "Ne kadar ucuzmuş" diye hayret ettim 
"Eskiden 1,75 ti, rektöre söyledik, 1.25' e indirdi. O da içimize sinmedi 1 lira olsun dedik, oldu" dedi




"Nasıl söylediniz rektöre?" diye hayretle sordum 
"Öğrenci konseyi gidip söyledi, o da kabul etti. Zaten sağolsun maillerime falan hemen cevap veriyor" dedi 
"Sekreteri cevap veriyor demek istedin herhalde" dedim "Yoo, bazen sekreteri de bakıyor ama kendisi Ipad'inden cevaplıyor" dedi 
"Harç da ödemiyorsunuz artık sanırım" dedim 
"Evet harç geçen sene kalktı" dedi




"Yurda giriş çıkış saatlerinde sıkıntı oluyor mu?" diye sordum "Gece 2 - sabah 6 arası giriş çıkış yasak. Yine de ikiyi on geçeye kadar falan müsamaha gösteriyorlar. 
Gece 01:30 da Güven Park'tan servis kalkıyor zaten" dedi 




"İşler benim zamanıma göre epey değişmiş. Yurda giriş 1986 yılında 22:30 daydı, ayrıca uyuyor da olsan gece 11 de uyanıp, pijamanı çıkartıp, giyinip yurt müdürünün önünde imza atman gerekiyordu" dedim

Perşembe, Mayıs 23, 2013

Kim milyoner olmak ister

If I Were A Rich Man by Fiddler On The Roof on Grooveshark


Bugün randevusuna geç kalan bir hasta 
"Kusura bakmayın İstanbul'daydım, Kim Milyoner olmak ister yarışmasına katıldım" dedi 
"Nasıl katılınıyor, zor oldu mu?" diye sordum 
"İnternet sitesinden öylesine form doldurmuştum. İki hafta sonra telefon edip çağırdılar. " dedi 
"Ne kadar kazandınız" diye sordum 
"Yarışamadım ki... Önce  260 kişiydik. Herkesle yarımşar dakika görüştüler. O arada tipine falan bakıyorlar. Sonra seçilenlere bir sınav yaptılar. Sorular bayağı zordu. Ben 20 sorudan 10 sını yapmışım, çok iyiymiş. Söylediklerine göre bu sınavı bilmediğin konuları tespit edip gerekirse o konulardan sormak için yapıyorlarmış. Sonra editör, yapımcı, yönetmen üç kadın bir daha görüşme yaptılar." dedi 
"Hepsi kadın mıydı?" diye böldüm 
"Evet hepsi tipik Nişantaşı kadınlarıydı. İnsanı hiç önemsemiyorlardı. Genelde öyle bir tavır vardı zaten. Makyözler mesela seni oturtuyorlar, hiç sormadan yüzünü boyuyorlar, pembe rujlar sürüyor, kafalarına göre nişan başı yapıyorlar. İtiraz edecek oldum, bu televizyon makyajı dediler. E bir milyon ikiyüzellli bin kişi başvurmuş, sırada bekleyen çok." dedi 



"Makyaj yaptıklarına göre seçildiniz yani" dedim 
"Evet sabah saat 9 da stüdyoda olmam söylendi. Format gereği mutlaka bir de yakının olması gerekiyormuş. İstanbul'dan bir arkadaşıma rica ettim, benimle geldi. Sabah bizi ayırdılar, yarışacak 19 kişi bir odada , yakınlar salonda izleyici olarak akşam sekize kadar bekledik. Bir haftalık programı toptan çekiyorlarmış" dedi 
"İçerde ne yaptınız o kadar saat? Yiyecek, içecek verdiler mi" diye sordum 
"Sohbet, muhabbet. İçerden sorular duyuluyordu, onlardan konuştuk. Başımızda editör vardı zaten. O sürekli bizi izleyip kimin katılacağına karar veriyordu. Bir de ilgimi çeken; herkes telefon jokeri için evde teşkilat kurmuş. Bilgisayarlar hoperlörler tanıdıklar hazır bekliyormuş. Editör de 'İsterseniz yakınlarınızın Google'da arama yapabilmesi için kelimeyi kodlayabilirsiniz' dedi. Yani onlar da bunu teşvik ediyorlardı. Öğleyin karavana verdiler, masada bisküvitler ve su vardı" dedi 




"Size sıra mı gelmedi?" diye sordum 
"Aslında bizim gurup pek başarılı değildi. Zaten hep şık, güzel ama tıntın gençleri seçmişler. 40 yaşının üstünde 2-3 kişi vardı. Çoğu bir milyara varmadan elendi böylece 20 kişiden 14'i yarışabildi. Bir kişi 125 milyar kazanınca 'Artık para vermezler' dediler, çünkü her gün vermeye razı oldukları belli bir miktar varmış." dedi 
"Kenan Işık'ı gördünüz mü?" diye sordum 



"O geleceği zaman büyük olay oluyor Kenan Bey geliyor kaçılın diye koridorlar boşaltılıyor. Emekli polis gibi bir koruması var onunla geziyor, kimseyle konuşmadı." dedi 
"Kalan 6 kişi bir dahakine çağrılmıyor muymuş?" dedim 
"Hayır her hafta taze 250 kişi çağırıyorlarmış. Harcadığımız para ve zamana yazık oldu.  Editör bizi uğurlarken 'Nasibinizde varsa mutlaka yine çağrılırsınız' dedi, yani kendilerini ilahi bir güç olarak görüyorlar." dedi