Çarşamba, Ekim 17, 2007

kıtlık

Bugün 1926 Yozgat doğumlu bir hasta kalp ilaçlarını yazdırmak için başvurdu.

Kendisine Mahmut Makal’ın Bizim Köy adlı kitabında bahsettiği büyük kıtlık yıllarını sordum. O yıllardaki kıtlık da susuzluktan mı kaynaklanmış diye merak ediyordum.


“Yok , o zaman su vardı, hatta fazlası vardı sel oldu ekini götürdü. Soğuk oldu, ekinler boy vermedi. Kar bile yağdı; hiç unutmam 1941 de sarı kar yağdı neden bilmem , her yer sapsarı kesildi” dedi ve ekledi, “Bir de o zaman Erzincan depremi oldu, bizim ordan hep ağaçları kestiler, istasyona taşıdılar, oradan Erzincan’a sevk olundu”.
“Neden ağaç gönderdiler?” diye sordum.
“Ev yapmak için, evin direkleri için” dedi.

İşitmesi oldukça ağır olduğundan ve benim de boğazım ağrımaya başladığından sözü fazla uzatmadan ilaçlarını yazdım.



4 yorum:

egeden dedi ki...

Şu depremin işaretini bi türlü bulamıyolar ama, bana göre doğa işaretlerini veriyor, insanoğlu anlayamıyor. Marmara depreminde Kıbrısta olmama rağmen, bikaç gün önceden sıkıntılı hava başlamıştı. Yaz ortası ortalık kararır mı, bi tuhaf olmuştu hava.
O kıtlık, sarı yağmur, ardından deprem.. Tanrının yarattığı mekanizma çok gizemli...
egeden

lotus dedi ki...

Geçen yılda İzmir'e sarı toz yağdı.Afrika'dan büyük bir toz bulutu geliyor diye uyardılar görevliler.Aslında herşeyin bir açıklaması var, bu sadece teknolojiyle ilgili. O zamanlarki teknolojik yetersizlikler yüzünden olağan dışı olan herşey Allah'tan denilmiş.O yağmurada eminim bir toz kümesi eşlik etmiştir.Tabiki depremin belirtiler vardır.Ama insanlık henüz bunu bilmiyor.İnsanlık anacak ağaç kessin, orman yaksın.....

Adsız dedi ki...

Herşey Allah'tan... teknoloji de...

zehra dedi ki...

sarı kar mı?
çok ilginç