Pazartesi, Aralık 05, 2011

Çalışan kadın sayısı




Working Undercover for the Man by They Might Be Giants on Grooveshark

Bugün Halk Sağlığı Uzmanı bir hastam, kendi aile hekimi olduğumu söyleyerek izin gününde tanışmaya geldi.
Kendisine hangi alanda çalıştığını sordum.
" İş sağlığının kalp sağlığı bölümünde, işteki stres faktörü üzerinde  çalışıyorum" dedi
"Mobbing falan gibi şeyler mi?" diye sordum
"Evet ama şimdilik ben ölçeklendirmedeyim. Stres kelimesi her kültürde farklı anlama geliyor. İşyerinde stres deyince bunun sağlıklı ölçülebilmesini sağlayacak modeller üzerinde çalışıyoruz. Örneğin bir modele göre iş yükünün yanı sıra işin niteliği de stresi yaratıyor. Kararları kendin alıyorsan stresin azalıyor, üstler ve varsa astlarla ilişkiler, azınlık ırklardan olma, yaşın az veya çok olması, kadın olmak bunlar hep stresi arttıran şeyler" dedi
"Kadınlar strese karşı daha mı toleranslı?" diye sordum




"Valla Türkiye genel geçer kalıpların çalışmadığı bir ülke, feodal ilişkiler işyerinde de çok belirleyici.
Madendeki işçilere maske taktırmaya çalışıyoruz, bize;
'Maskeyi boşverin de bize bir radyasyon izni ayarlasanız" diyorlar
'Ne yapacaksın radyasyon izni olsa ki?' diye sordum birisine
Tarlası varmış orda çalışacakmış.
Adam dünyadaki en ağır iş olan maden işçiliğini tarlasının yanında ek iş olarak yapıyor, ne denilebilir.
Kadınlar zaten çalışma yaşamında hiç yok. Türkiye'deki kadın nüfusunun % 70'i hiç çalışmamış, çalışmıyor, ve çalışmak gibi bir düşüncesi de yok, iş aramıyor. Gerçek anlamda  sadece %3 ü çalışıyor Türk kadınlarının" dedi




"Bu bana hiç inandırıcı bir rakam gibi gelmedi" dedim
"Dünya çapında kadın erkek arasındaki eşitsizlikleri inceleyen World Gap diye bir çalışma var. Bu çalışmaya göre Türkiye bu konuda 135 ülke arasında 122, yani Burkina Faso dahil aklınıza gelen neredeyse her ülke kadınların çalışması açısından bizden iyi durumda. Üstelik tüm dünyada bu makas, hizmet sektöründe kadınların tercih edilmesi, sanayide insan ağırlığının azalması gibi nedenlerle  kapanırken Türkiye'de açılmaya devam ediyor." dedi
"Güvenilir bir çalışma mı sizce, ben çevremde görüyorum kadınlar evde oturmuyor çalışıyor" dedim
"Rakamı açayım: Söylediğim gibi Türkiye'deki kadınların % 70'i çalışma fikrini taşımıyor. Kalan %30'un yarısı iş arıyor. Kalan % 15in % 12 si de genelde maaşsız olarak aile işlerinde ya da gündelikçilik gibi kayıtdışı şlerde çalışıyor ve Türkiye'deki gerçek anlamda kayıtlı, maaşlı çalışan kadın sayısı % 3'ü bile bulmuyor. Söylediğim % 3 en iyimser tahmin" dedi
"Listenin son sırasında hangi ülke  var?" diye sordum
"Yemen" dedi

17 yorum:

Farklı Düşünce dedi ki...

Maden işçisi sağlığından ziyade geçimini düşünüyor,izin gününde tarlada çalışmayı planlıyor.
%3 gerçek bir rakam gibi görünmüyor.Daha fazla olması lazım.
Kadınlar çalışmayı tercih etmiyor.Ev işleri ve çocuklara bakmak yani ev hanımlığını bir iş olarak görüyorlar zaten.
Birçok araştırmada Türkiye,Yemen gibi ülkelerle yarışıyor. :D

neslice tarifler dedi ki...

Doğrudur. 3 çocuk yapın muhabbetinin altında da kadını eve bağlayıp istihdamdan soyutlama düşüncesi var aslında. Çok çocuğu olan bi kadın çalışamayacağından, iş de aramayacaktır. İş aramayan biri de işsiz sayılmıyor. Ve ülkemizin işsizlik rakamlarının da gerçeklerin baya altında kalması bu sebepten işte.

Jardzy dedi ki...

Madende yeraltındaki gece vardiyasından çıkıp tarla sürmeye giden çok insan tanıyorum.

Eren dedi ki...

Türkiye'de kadınların yüzde 70'inin çalışmadığı doğru, çünkü ev kadınlarının oranı bu. Yüzde 5 kadar öğrenci, yüzde 5 kadar emekli, bir o kadar işsiz kadın var. Ama çalışan yüzde 3 kadar düşük değil, yüzde 15 oranında. Bu, Konda Arastirma'nin verilerinden. İstatistik kurumunun verilerine göre (http://tuik.gov.tr/VeriBilgi.do?tb_id=25&ust_id=8 tablolardan kaçmayın, biraz bakın, eğlencelidir) Ağustos 2011'de kadınlarda bu oran yüzde 26. Aradaki fark hem tanımların biraz farklı olmasından kaynaklanıyor olabilir (biri 15 biri 18 yaş üzeri mesela) hem de tarlada çalışan kadınların bir kısmı, bunu çalışmak olarak saymayıp kendilerine ev kadını demiş olabilirler.

Mirili dedi ki...

Maden sektöründe uzun yıllardır çalışıyorum, o "maske takmayan" işçiler bizde de var. Aynı zamanda maden işini hafife aldıkları gibi sadece ek gelir olarak görüp, sigortam yatsın üç kuruş gelsin düşüncesi hakim. Sonuç itibari ile ciğeri bitmekte olan ve romatizmal hastalıklara yakalanıpta hayıflanan bir sürü insan topluluğu...

aysema dedi ki...

Kadın tarlada çalışıyor, küçük çocuğu sırtında; eve geliyor, yemek, bulaşık, diğer çocukların bakımı, kocasına hizmet, temizlik vb... Bu kadın çalışmıyor olarak görünüyor, çünkü emeğinin karşılığında para almıyor...

Kadın işe gidiyor, para kazanıyor. Bu arada evinin sorumluluğunun büyük kısmı onun üzerinde. Çoğunlukla kocalar sadece yardım ediyor; salata falan yapıyorlar.
Şanslı kadın bunlar.
Dayak, işkence ayrı bir konu...

4 Aralık Dünya Madencilik Günü kutlu olsun.
Ne kadınların ne de madencilerin sorunu bitmez bu ülkede... Olaylar kadere bağlandıkça çok acılar yaşanır yazık ki...

Ayşe dedi ki...

5 yıldır aktif çalışma hayatının içindeyim 3 yıldır evliyim ve bebek sahibi olmak istiyorum fakat iş yerimin (sadece benim iş yerim değil geneli) çalışma koşullarından dolayı bebek işini düşündüğüm anda sevinmemin ikinci dakikası kaygılarım başlıyor bundan 1 sene önce gözümüm karartıp nolursa olsun dedim ama 7. ayda bebeğimi kaybedip doğum yaptıktan 1 hafta sonra işe dönmem gerekti çünkü çıkarılıcaktım evet 8 hafta izin olması gerekiyor ama sadece kağıt üstünde...hadi doğrudum emzirme izni verilmiycek sağıp bırakmam gerekıcek 2 aylıkken biberona başlamak zorunda kalıcak tensel teması hissedemiycek bunları düşündükçe çalışan kadının bebek sahibi olması imkansız gibi geliyo bana..hele ki gebeliği sorunlu geçen benim gibi kan hastalığı olup devamlı kontrolde olması gereken kişilerin sık sık izin alıp hastaneye gitmesine izin verecek işveren de tanımıyorum.Ben de bebeğim olursa çalışmayıveririm büyüyene kadar ne yapayım diyorum yani bence en büyük sorun bu...Kariyer için çalışıyorsun en verimli zamanalrını kullanmak istiyorsun borç harç oluyor ama ikisinden birini seçiceksin ya çalışmıycaksın ya da çalışıcaksın bebeğini sadece akşamalrı haftasonuda sadece pazar günü görüceksin ve emziremiceksin doya doya sarılamıycaksın zaman geçicek o büyüycek ve göremiyceksin :( sabah 9 akşam 5 çalışan çook az yer var o kadar az ki :( iş stresi çocuk stresi ev işi stresi napsın kadınalr oranlara şaşmamak lazım ki bakıcıya verecek para da sorun o konuyu hiç açmıyorum bile...

cerenmus dedi ki...

Bu rakam doğruysa (ki Eren'in yorumuna bakılırsa doğru gibi duruyor), kadınların bir kısmının da üniversite mezunu oldukları halde evde kalmayı tercih ettikleri ortaya çıkıyor. Bunun nedeni eşin baskısı, iş bulamama, çalışma hayatında kendine güvenememe ve çocuk yetiştirme olabilir ama büyük bir kısmı da rahata alışma ve tembellik olsa gerek.. Ev işini, yemeği hepimiz yapıyoruz zaten. İşi takıntılı yapmadıktan sonra günde kaç saat alabilir ki?
Bir de ben annesi çalışan bir çocuktum, büyürken bir kez bile annemin yokluğunu hissetmedim. Evet eve geç gelirdi ama benimle kaliteli zaman geçirirdi. Bana her alanda örnek oldu. Ben de kariyer yaptım ve evlendim, çocuk ve ergen psikolojisi alanında uzmanım ve rahatça söyleyebilirim ki, yapılan araştırmalarda ev kadını ile iş kadını arasında çocuk yetiştirme, bağlanma ve çocuğun psikolojik durumu açısından hiçbir fark bulunmuyor. Bilakis, annesi çalışan kız çocukları kendi ayakları üzerinde daha emin duruyorlar. Sağlıklı aileler için mutlaka kadını evden çıkartmak, ufak tefek de olsa üretkenliğini arttırmak lazım. İlle kariyer yapsın, yönetici olsun değil; el işi satabilir, sanatla uğraşabilir, gönüllü çalışabilir ama kendi akıl sağlığı için muhakkak evden çıkması lazım.

Deniz dedi ki...

Oran bana da pek inandırıcı gelmedi.. Yazı güzel olmuş ellerinize sağlık. bloğunuzu da beğendim ve ben de sizi beklerim bloğuma. :)

www.LensMarket.Com

Adsız dedi ki...

Emeğinizi takdir ediyorum
Sizin başka bloglarınız var mı?
Adreslerini tatınlayabilir misiniz?

Saygılarımla

İlder dedi ki...

Merak ettim neden sizinle tanışmak istemiş.

Adsız dedi ki...

Tüm sitedeki yazıların okunması bitti nihayet. Yeni yazılarınızı sabırsızlıkla bekleyeceğim. Hemen diğer sitenizi en başından okumaya gidiyorum şimdi.
özlemkan

pes 2009 dedi ki...

Maalesef tarihimizden de gelen ekonomik eksiklik (15 yy. sonrası kötüleşen yönetim,teknolojik geri kalmışlık.-bırakılmışlık değil kalmışlık-- ) madenciler gibi en zor bedeni işleri yapanların bile kazandığı paranın yetersiz gelmesine neden oluyor. Bunun milyon tane sebebi var saymaya kalksak uzun iş.Bunu zaman içinde aşarız inşallah.
Kadınların iş yaşamında olmaları olmamaları meselesi bencede az görünüyor. Ama bu birazda kültürel bir olay. Çalışan kadında çocuğunu ya anne/kaynana yada bakıcıya bırakıyor. Çocuklar ninelerini anneleri yerine koyuyor. Bu ciddi sıkıntı. Maddi anlamda sıkıntı çekmiyorsa kadının çalışması yerine evde olması bence daha iyi. Diğer çalışan kadınlarda zaten evlenmemiş yada evlenemeyen kadınlar. Onların çalışması iyi ekonomik bağımsızlık iyidir.

Saadet dedi ki...

Çalışan kadınlar adına güç bizde artıııııııık!

takibimizdesiniz :)

www.saadetiblog.blogspot.com

stanfordhawx dedi ki...

Maden işçisi sağlığından ziyade geçimini düşünüyor, film izleizin gününde tarlada çalışmayı planlıyor.

cici dedi ki...

bana da inandırıcı gelmedi bu oran. yabancı ülkelerin yaptıkları butür istatistikler ve projelerin sonuçları zaten bunalımda olan Türk halkını daha da strese ve bunalıma itmek. yok falan durum incelenince bilmem kaçıncı sıradaymışız. sondan birinciymişiz gibi....
Evde oturan kadın aslında evde oturmuyor. Şu an ben de dahil (ki ben yüksek lisans mezunuyum) bir çok arkadaşım internet üzerinden iş yapmakta. Veya çeşitli doğrudan satış firmalarına üye olup yıllardır % üzerinde mal satıp para kazanmakta.Mesela ben bir firmanın ürünlerini 15 yıldır satıyorum ve her ay düzenli siparişlerim oluyor. Evde el işi yapan, dantel yapan, parça başı veya fabrikalardan fason iş alan bir sürü kadın da var. Çocuk bakan, ütüye giden, meze hazırlayan... Bunlar saymakla bitmez. Kocaları at yarışında kazandığı üç beş kuruşu harcayıp gelip eve ekmek bile getiremeyen ailelerde kadın evi geçindirip çocuklarının karnını doyurur.
Malesef bozuk bir düzenin ve giderek daha da bozulan bir ekonomik durumun içerisinde akıntıyla mücadele eder haldeyiz.
Çalışan kadına gelince aldığı maaşın çoğunu ev kirasına verenler var. yani kira için çalışıyorlar.
Neyseki benim evim kendime ait. belki bende aynı durumda olacaktım.
çalışan kadın eviyle tam olarak ilgilenemez, çocuğuyla ilgilenemez. genellikle ailelerinin desteğiyle o çocuklar büyür veya bakıcı elinde kreşte. Çocuk doğar doğmaz hergün sabah 7 de yollara düşer. Kreşe , etüde, Sonra hasta olur sürekli, haydi doktora, haydi antibiyotiğe.
Benim oğlum 8 yaşında.Annemi 22 yaşında kaybettiğimden bana çocuk bakımında yardımcı olacak kimsem olmadı. Yalnız büyütüyorum. Gözüm gibi bakıyorum. Hergün havanın durumuna göre giyinir. Kişisel temizliğine çok özen gösterir. Küçük yaşta hertürlü kişisel gelişim ve bakım konusunda onu kendim eğitiyorum. Eve gelen bakıcı veya büyük anne (çoğu) bunu veremez. Yaşıtlarına göre etrafının daha çok farkında ve bilincinde.Derslerinde başarılı ve uyumlu. Zor durumda kaldığında kendini idare edebilecek, problemler karşısında pratik çözüm üretebilecek şekilde yetiştiriyorum.Her fırsatta sarılırız sevgi sözcüklerini sarfetmekten çekinmez erkek olmasına rağmen(genelde Türkler erkekleri böyle yetiştirmezler) Benimle mutfağa girer. Beraber yemek, pasta kurabiye yaparız. Beraber sezondaki tüm tiyatro oyunlarına gideriz. Sergilere müzelere gideriz. Hatta onun da bir bloğu oldu yeni. kendi gezip gördüğü ve beğendiği yerleri yazıyor. Yaptığı legoların fotoğraflarını çekip koyuyor.
Çalışsaydım bunların hiçbirini veremeyecektim. Pişman değilim. Cebimde de çalışan kadından herzaman daha fazla param olmuştur.Eşime de tam desteği sağlamışımdır.
Sevgiyle kalın...

Bahar YORGUN dedi ki...

Blogunuza ilk defa rast geldim ve epeyce şey öğrendim okudukça. Tebrik ediyorum sizi