Perşembe, Haziran 21, 2007

milli banka




Bugün Halk Bankası'ndan emekli bir hasta ayaklarda kaşıntı yakınmasıyla başvurdu.
Konuşma sırasında
'Bakın doktor bey OyakBank'ı da yabancılara sattılar, ne olacak bu işin sonu' dedi.
'Ne olacak, tasvip etmiyor musunuz?' diye sordum.
'
Çok tehlikeli bir durum, yarın öbür gün Amerika'yla savaşa girsek bu bankalar bir dakika durmazlar, EFT diye birşey var, dakikasında bütün parayı dışarı çıkartırlar' dedi.
'Nasıl yani topladıkları mevduatı ödemeyebilirler mi?' diye sordum.
'Tabi ödemeyebilirler, bir memlekette savaş oldu mu orada kimse kalmaz, bugün Irak'ta banka mı kaldı' dedi.
Bir ülkenin bankalarının en az % 30'unun devlete ait olması genel bir prensipmiş. Türkiye'de ise bu oran % 17' ye düşmüş. Şu anda devletin elinde sadece Zİraat Bankası, Halkbank
ve Vakıfbank'ın çok cüzi bir hissesi varmış. Halkbankası'nın da daha önce % 25'i borsada satılmış. Geçenlerde yeni yasa çıkmış, Temmuz ayının sonuna kadar % 26'sı daha satılacak ve devlet bankanın yönetiminden çekilecekmiş.
'Eğer birikiminiz varsa tavsiye ederim, geçen sefer 8 bin liradan satıldı ertesi gün 9 bin oldu, güzel kar getiriyor. Zaten daha önce satılan hisselerin % 75'ini de yabancılar aldı' dedi.
Halk Bankası 1. Dünya Savaşı'ndan sonra Atatürk'ün direktifi ile Almanya'daki benzer bir bankadan esinlenerek, halka ve esnafa kredi vermek üzere kurulmuş. 'Almanya'daki banka hala devletin elinde iş görüyor, ama biz elden çıkarıyoruz, zaten şu anda bir gücü yok, ancak çok cüzi miktarlarda kredi veriyor ' dedi.
'Peki bu yabancılar neden bizim bankaları alıyorlar amaçları ticaret mi, yoksa güç mü?' diye sordum.
'Ticaret için alıyorlar, Hindistan'ı, Çin'i saymazsanız biz bölgenin en kalabalık, en tüketim potansiyelli, hem de tüketim cahil i olan ülkesiyiz. Adamın cebinde ekmek alacak parası yok, cep telefonuna kontör alıp geyik yapıyor' dedi.

Ayağındaki mantar enfeksiyonu için Zalain krem yazdım, ayaklarını temiz ve kuru tutmasını önerdim.




Eski banka afişleri
İhap Hulusi 'nin.


3 yorum:

Girls on blog dedi ki...

ah ah o amca ne kadar doğru söylemiş...cebinde ekmek ama gerçek anlamda ekmek almaya para yok. Marlboro içer....günde 100 kontör saçma sapan muhabbetlere harcar.Yanımda çalışan 3 genç arkadaştan biliyorum maalesef.Asla aynı dili konuşamazsınız...izah etmeye çalışırsın anlamaz ..ve bunlar çoğunlukta

nalan cantav dedi ki...

e ne olacak o zaman bütün mevduatlar eft oldu uçtu, o zaman bu satıcılar ne diyecekler bu halka çok merak ediyorum, buna da uygun bir bahaneleri var mıdır ?

Adsız dedi ki...

Belli ki Hacı Emice bir devlet bankasıda çalışır iken emekli olmuştur.
Devlet bankalarının en tipik özellikleri vatandaşlarına kolay kolay kredi vermezler.
Seksen tane evrak, üç tane kefil, bir sürü prosedür isterler.
Böylece aslında kredi vermek üzere esinlendikleri halde mevduat toplar halde kalmışlardır. Misal Türkiye'nin en büyük bankası Ziraat Bankası'dır ama en az işe yarar bankası da Ziraat Bankasıdır, Nabeerrr?

2. Günümüzdeki bankacılık Hacı Emicenin zamanından daha farklıdır. Daha çok kredi dağıtmak ve kredi faizleri ile kazanı döndürmek zorundalar.
Misal benim bankadaki mevduatım 150 bilemedin 200 ytl iken bankaya ödemem gereken borcum "Ooooo" çok fazladır. Yani buyursunlar gitsinler. Bana uyar valla. : )

3. Bir de öbür yönü var olayın. Bankalar paralarını kasalarında her an eft yapacakmış gibi tutmazlar. Onu yapan biziz. Kirli çıkın genelde bireylerdir. Paralarını sürekli ekonomide tutarlar. Hisse senedi falan alırlar. Birden hisseleri satmaya başladılar diyelim o zaman satmaya başladıkları hisseler direk ve hızla düşmeye başlar. Düştükçe ve satmayı sürdürdükleri sürece de zarar etmezler mi?

4. Sürekli bankalarını yabancılara satan Devlet de değil. Oyakbank ( Ordu Yardımlaşma Kurumu Bankası da) Hollandalıların oldu. Garanti, Finans gibi bankalar da yerli patronlardan kısmen veya tamamen yabancı sermeyeye geçti. Özelleştirmez isek devlet teşekküllerinin kar etmesi çok zor. Verimlilik de öyle. Özelleştirip yerli patronlara satsak, onlarda yabancılara satacak. Arada komisyoncu olacaklar. Direkt satarım daha iyi. ( Lafın gelişi yoksa kimseye bir şey sattığım yok; zaten benim bankam filan da yok)

Kelamın hası Hacı Emicenin emekliliğinden sonra dünya çok değişti. Zalain kremi de büyük bir ihtimalle yabancıdır. Yabancı sermeyenin riskleri vardır muhakkak. Ama unutmayın ki memleketimizde en çok batan banka yerli sermeye bankalarıdır. Yani savaş mavaş olmadığı halde Eski Cumhurbaşkanımız Sayın SÜLEYMAN DEMİREL'in ( ölünce nur içinde yatsın) çok değerli yeğeni YAHYA DEMİREL birden bankalardaki paraları çuvallar ile götürmeye başladı. Benzer vatansever patronlar da öyle yapmaya başladı ve ülke krize gitti. Biri de Cem Uzan'ın babası, kardeşi. Bir tarafta Eski Cumhurbaşkanı ve az daha Başbakan olacaktı olan Cem Uzan. Diyeceksin şimdi devlet bankaları hortumlanmadı. Onlar da hortumlandı hiç merak etme. Onların hortumu farklıydı. Görev Zararı derlerdi onların hortum modeli için.

Aslında bana sorarsanız (ki sormayın yine ) yerli sermeye bankacılıkta daha tehlikeli. Savaş çıkmadan eft bile yapmadan Çuvalla götürüyorlar. Lan bekle bir savaş çıksın sonra çalarsın. Amerikalılardan insanlık öğren biraz. İnsan kendi memleketinin bankasını memleketi boşver insan kendi bankasını soyar mı hiç? Nereye takıyorlar hortumları da soyuyorlar merak ediyorum valla?

Yabancı sermayeye o kadar kötülemeyin. Eskilere sorun biz gençiz bilmeyiz. Samandan yapılma Anadol arabalara Mercedes fiyatını neden ödediklerini sorun? Yerli Malı Yurdun Malı Herkes Onu Kullanmalı da neden sürekli bizi kazıklamalı. Yabancı da gelsin rekabet etsin, biz tüketiciler kazanalım. Amerika ile savaşa da gerek yok. Oturun oturduğunuz yerde. İşimiz gücümüz var; daha ders çalışcaz.