
Çarşamba, Ekim 28, 2009
Salı, Ekim 27, 2009
açılım

Bugün gerginlik ve geceleri uykusuzluk yakınması ile başvuran Güneydoğu gazisi bir mühendise olayın nasıl olduğunu sordum.
"Asteğmen olarak askerliğimi yaparken kırsalda bir pusuya düştük. Kısa sürdü, ama ben vurulmuşum. Sonra epeyce Gülhane'de yattım, hava değişimi verdiler. Kalıcı sakatlık oluşunca da malülen emekli oldum. Şimdi Alllah devletten razı olsun, hem bir kamu kuruluşunda masa başında çalışıyorum, hem de Emekli Sandığından 2000 lira civarında maaşım var" dedi
"Hala bu olayın etkisinde misiniz?" diye sordum
"Hayır artık pek düşünmüyorum. İlk yıllarda özellikle geceleri zor geçiyordu. Her an baskın olacakmış gibi uykumdan uyanıyordum, ama geçti" dedi
"Son günlerdeki açılım hakkında ne düşünüyorsunuz?" diye sordum
Biraz durakladıktan sonra "Olsun tabi, benim de çocuğum var, ama bunu istemeyenler de çok var. Onların komutanları dağda bizim paşalar gibi yaşıyor. Adam hiç ister mi o konumunu bırakıp hapise girmek, elbette bu iş olmasın diye uğraşacaktır. Kan bu kolay durmaz ki..." dedi
"Karşılama gösterilerini görünce ne hissettiniz?" diye sordum
"E tabi bundan rencide olanlar olmuştur doğal olarak" dedi
"Siz rencide oldunuz mu?" dedim
"Hayır hayır, benim öyle bir hissim olmadı, keşke bu iş bitse. Ama zor" dedi

Uykusuzluğu depresyondan kaynaklandığından kendisine Trozadone 50 mg 1x1 verdim, ve gerginliği için de egzersiz yapmasını önerdim.
Yazıda kullanılan Güneydoğu fotoğrafları ilki dışında Cemal Daş'ın
Perşembe, Ekim 22, 2009
basınçlı su

Bugün domuz gribi aşısı hakkındaakıl danışmaya gelen bir hastaya risk grubunda olup olmadığını anlamak için ne iş yaptığını sordum
"Basınçlı araba yıkama makineleri üretiyorum" dedi

"Kaç bar basınç oluyor onların içinde?" diye sordum
"150 bardan 300'e kadar değişiyor" dedi
"Ne kadar çokmuş, insanın üzerine gelse yaralanır" dedim

"Tabi zaten üzerinde uyarı var, insana hayvana tutmayın diye. Basınçlı su çok güçlüdür, 4500 barda su ile 10 milimetrelik çeliği lazer gibi kesiyorlar" dedi
Risk grubunda olmadığından muhtemelen kendisine domuz gribi aşısı yapılmayacağını, ancak aşıyla ilgili endişe edilecek bir durum olmadığını, ortalıkta çok fazla dezenformasyon olduğunu ama en sağlıklı bilginin Dünya Sağlık Örgütünün web sitesinden alınabileceğini, benim de bu sitedeki bilgilere göre kendime ve çocuğuma aşı yaptıracağımı söyledim.
Cuma, Ekim 16, 2009
köy ebeliği

"Ne kadar genç emekli olmuşsunuz, tam üretken çağınızda" dedim
"Hayatım çalışmakla geçti Doktor Bey, yaşım ilerleyince rahatlarım diyordum ama bir değişiklik olmayınca ben de ayrıldım" dedi
"Göreve nerede başladınız?" diye sordum

"Niğde'de bir köyün sağlık evinde ebe olarak 5 sene kaldım. O kadar çok doğum oluyordu ki...Çok çaresizdim. Köyün kışın merkeze bağlantısı kapalı, açık olsa da merkeze gitmek bir saat. Bir Allah, bir sen, yapayalnızsın. Bazen makat gelişi, kol sarkması gibi zor doğumlar oluyordu, götürün diyordum, 'ne olur yardım et!' diye yalvarıyorlardı. Ben sağlık meslek lisesinden mezun 18 yaşında çocuğum. Okulda 13 doğum yaptırdım, mezun oldum. Bütün tecrübem bu! O zaman ben de Allaha yalvarıyordum ne olur yardım et diye.

Motor gürültüsünden , kapı vurulmasından korkar olmuştum. Gece uykunun en tatlı yerinde bir motor sesi, güm güm kapı vurulur, haydi kalk doğuma. Köy de iki parça halinde, gece ayazda 40 dakika yürüyorsun, kalın giyiniyorsun bu seferde terliyorsun. Hala bizim evde kapıya tahtaya vurmak yasaktır, hiç sevmem o sesi" dedi

"Niye sağlık evinde yaptırmıyordunuz doğumu?" diye sordum
"Sağlık evinde hiç bir şey yok ki, dört duvar, bir masa. Sadece denetleme işine, bir de enjeksiyona yarıyor. Köylüler bakkaldan penisilin alır gelir, illa da bunu yapacaksın diye tutturur. Yapmayınca kızarlar, sen de yeni yeni adetler getirdin derler. Onlara göre çocuğu hasta ben de bakkaldan aldığı penisilini yapmak zorundayım. Buna alıştırmak zor oldu" dedi

"Penisilin bakkalda mı satılıyordu?" dedim
"Sadece Penisilin olsa iyi! Doğuma giderim yaşlı kadınlar bakkaldan Synpitan* alıp vurmuş olurlardı. 'Yapıverdik guzum, kolay doğursun diye' derler bir de" dedi
"Litotomi masanız yokken nasıl doğum yaptırıyordunuz?" diye sordum
"Halı minderler vardı köyde, kalın içi sert, ben onları kullanıyordum.İkisini üstüste koyup gebeyi yatırıyor, arkasına da bir yaşlı kadın koyuyordum, ona dayanıp güç alıyordu.

Yaşlı kadınlar da doğum yaptırıyordu. Bazen aynı anda iki doğum gelirdi, ilk gelene giderdim, ikincisini onlar doğurturdu. İşim bittikten sonra gider bakardım, bitmemişse onu da doğurturdum" dedi
*Rahimin kasılmasını sağlayan bir ilaç
İlk fotoğraftaki Zen grubunun albüm kapağı Niğde Sağlık Müdürlüğünün sitesinden,
Salı, Ekim 13, 2009
Çarşamba, Ekim 07, 2009
Salı, Ekim 06, 2009
sonbahar hazırlıkları

Bugün her tarafında ağrı yakınması ile başvuran bir hasta
"Haftasonu kışlık hazırlık yaptım ondan oldu" dedi
"Ne yaptınız ki?" diye sordum
"Nar ekşisi yaptım, pekmez kaynattım" dedi
"Pekmezin içine beyaz toprak katılıyor değil mi, onu nereden buldunuz?" diye sordum

"Tabi katmazsan olmaz. Geçen haftasonu Kavacık'ta üzüm şenliği vardı; orda üzüm aldığım satıcı verdi. İlginç bir şey; bağ olan yerde o toprak da mutlaka bulunuyor. Bizim memleket Niğde'de Köşk diye bir yerde vardır, güzün herkes gider ordan alır. Hatta o toprak yüzünden iki kişi öldü!" dedi
"Nasıl öldü?" dedim
"E daha temizini bulacağız diye derine doğru kazarken üstlerine toprak kaydı öldüler. Gerçi bir de mozaik tozuyla yapılıyor diyorlar ama toprak hem doğal hem bedava" dedi
"Nasıl yapılıyor pekmez?" diye sordum


Ağrıları için parasetamol tb 3x1 yazdım.
Bu linkte de Tijen İnaltong'un kış hazırlıkları var