Pazartesi, Kasım 23, 2009

gastarbeiter*



Bugün yurtdışından emekli bir hanım ilaç yazdırmak için başvurdu.
Hangi ülkede bulunduğunu sordum, 1966-82 arası Hollanda’da işçi olarak çalışmış.
Orayı özleyip özlemediğini sordum.
“Çok özlüyorum” dedi. İlk giden gruplarda yer almış.
“O zamanlar farklı mıydı avrupalıların türk işçilere yaklaşımları?” diye sordum.
“Çok farklıydı, beni yolda durdurur etrafıma toplanırlardı” dedi.
“Ne diye toplanırlardı?” dedim.
“Hiç türk görmemişler, demek türk kadını böyle oluyormuş diye bakıyorlardı. Ben de o zaman gençtim gösterişliydim, Türkiye’de kapalı olmama karşın eşim orada başımı açtırmıştı, biraz böyle gitsin demişti” dedi. .
Çocukları olduktan sonra tekrar kapanmış. Oradaki komşuları çok saygılıymış. Bir komşusu “Senin her gün mü başın ağrıyor?” diye sormuş, Muhammedi olduğumuz için başımızı kapatıyoruz deyince çok özür dilemiş.
Çalışma hayatı çok ağırmış, kahvaltı, tuvalet he dakikaylaymış.
"Sabah 10 dakikada kahvaltı boğazıma dizilirdi, Onlar ise sabahtan evde kahvaltı edip gekldiklerinden o on dakikada kahve içerlerdi” dedi.


Siz neden kahvaltıyı evde etmiyordunuz?”diye sordum.

“E türkleri bıraksan öğleye kadar uyur, kalkamadığımızdan” dedi
“Hollanda nasıldı o zamanlar?” diye sordum.
“Çok pisti” dedi.
“Ne açıdan?” diye sordum.
Ahlaki anlamda pismiş. Çayırlarda herkes soyunup sevişiyormuş, ağaçlara donlarını asıyorlarmış.
"Türkler geldikten sonra düzeldi orası” dedi.
“Nasıl yani?”diye hayretle sordum.

Türkler çayırda soyunup sevişenlere musallat olup sarkıntılık etmeye başlayınca yapamaz olmuşlar.
“Afedersin burada hoca olan bile oraya gidince şaşırıyor” dedi.

Fikrince şimdilerde burası da aynı oranın eski zamanı gibi pis olmuş.Oradaki Türkler de, tanıdıklardan haber aldığına göre pis işler yapmaya başlamışlar, esrar satıyorlarmış, aralarında hiç dayanışma da kalmamış.




*misafir işçi


Fotoğraflar
bu siteden: Hollanda'da Türk işçileri.

8 yorum:

DUSBAHCESI dedi ki...

Benim rahmetli dedemde ilk Hollandaya gelenlerden. Dedemi hatirlattiniz bana gece vakti...

www.capricemoda.com dedi ki...

Bende yurtdisindayim ve inanir misiniz hala daha turk kadinlarinin hepsini fereceli saniyorlar hemde oyle turbanli falan diil bildiginiz kara carsafli falan :S

Müsemma Sema dedi ki...

Fotograflar cok muhtesemmis.

Flying Dutchman dedi ki...

Selamlar,

Görünüşe göre bu hastadan "yanlış öğrenilmiş" blogun ismine atıf yaparsam. Zira 16 yıl yaşamasına rağmen 16 tane yanlış var diyeyim başta kısaca.

Öncelikle Hollanda'da her şeyin dakika ile yapıldığı ve insanların acelesi, bir kahvaltı bile yapamadığı ile ilgili. "Hollanda'da her şey dakika iledir"in aslında usturuplu söylenişi tüm aktivitelerin bir sisteme oturtulmasından kaynaklanır. Ama bu sistem alabildiğince esnek bir sistemdir. Bilmiyorum bu görüşleri yazan kişi nerede çalışmış ama Hollanda'da isterseniz saat 7'de işe gelin ister 10'da...Siz eğer full-time çalışıyorsanız ve haftada 40 saati doldurmanız gerekiyorsa isterseniz 10'da gelin 6'^da çıkın isterseniz 7'de gelin 4'te çıkın...kimse size niye erken geldin, niy geç geldin demez. Tabii aslolan 9-5'tir ama bu esneklikler mevcuttur. Ayrıca toplum içinde de alabildiğince sabırlı insanlardır. Örneğin ATM sırasında para çeken kişi, işi gereğinden fazla uzatırsa Türkiye'de olduğu gibi arkalardan gelip "yardım edeyim mi amca" moduna girmezler...Bu bir örnektir sadece...

Gelelim Hollandalıların evde kahvaltı etme olayına. Bu da aslında yanlış bir ifade. Hollandalılar genelde broddje denilen ekmeklerini işe yanlarında getirirler ve sabah bilgisayar karşısında maillerini kontrol ederken bir yandan da kahve veya çay ile kahvaltılarını yaparlar. Ha isteyen de evinde yapar tabii.

Türklerin çayırda soyunup sarkıntılık etmesi. Hımm bu Türkler değil de Faslılar olmasın. Türkler burada bazı topluma uymayan şeyler yapmıştır ama çayırlarda insanlara sarkmak? Bu bilginin yanlış olduğunu düşünüyorum. Hollanda bu konularda Türklerden çok Faslılardan şikayetçidir. Ama her ikisi de müslüman bir toplum olduğundan çoğu zaman onların kusuru Türklere de mal edilir...

Son kapanış da külliyen yanlış bir bilgi. Hollanda'da uyuşturucu ticareti ile uğraşan Türk sayısı 1 ise Hollandalı 10'dur. Zaten böyle bir piyasaya da Türklerin girmesine izin verilmez. Türkler örneğin topluma yine Faslılara göre faydalı olurlar. Ayrıca Türklerin kendi arasında hiç dayanışma kalmadığı da yanlış. Özellikle Geert Wilders gibi politikacıların, İslam karşıtı açıklamalarından sonra zaten varolan dayanışma daha da artmıştır.

Kısa geçtim vaktim olmadığı için ama çok fazla yanlış barındıran bir pasaj olmuş müdahale edeyim istedim.

Saygılar

Mare dedi ki...

Ahlaki düzeltme bicimimize hayran oldum :)))

Adsız dedi ki...

çok matrak bir yazı olmuş:P

Mare dedi ki...

Bayiliyorum bu önyargilara,tek tip insan yapma askina. Milletin örtüsü, bikinisi niye batiyor anlamiyorum.
Hem medeniyetin ölcüsü ne zamandan beri kiyafete, saca basa indirgendi onu da hayretle izliyorum? Yok var, indigeyenler var, ama onlari hos görüyorum, malum baska insanlar, siniflarla birlikte huzurlu yasama kültürleri, kitap okuma aliskanliklari falan yok , ya da var ama anlamiyorlar :Pp

Avrupalilar dediginiz insanlarin, bundan 40 yil önce wc´leri evin disindaydi. Türklerden ögrendiler, wc´nin evin icinde olmasi gerektigini. Bknz 1945-1960 larda Almanya. En cok kadin dövülen ülke,günümüzde Kanada dir. Parfüm fransizlarin yikanmamak ama ayni zamanda kötüde kokmamak icin icat ettikleri bir üründür.
Yunanlilar, bir zamanlar oturup kadinlar insan mi degil mi diye tartismis insanlardir. Yahudiler, regel olmus kadini halen pis olarak nitelendirir. Sonra avrupalilar mesela Almanlar, kizil sacli kadinlari bir zamanlar ,cadi diye yakmislardir , gerci onlar yahudileri yakti ya neyse. Bir de iddia ediyorum, DNA testi yaptirsaniz avrupada bir cok kadinin kocasini aldattigini ve de cocugunu ondan dogurdugunu görürsünüz. Bak bu son söyledigin iftira diyorsaniz, Phoenix tv izleyebilirsiniz arada, orada güzel örnekler gösteriliyor.Ya da rtl falan...

Demek ki neymis, Avrupalilar öyle sandiginiz kadar süper degilmis. Bir de hayalkirikligina ugramayin ama, Avrupa da müslüman olmus cok avrupali var :)) Ah ah gördünüz mü modernlik elden gidiyor, eyvaaah :Pp Hemen bir plan yapalim, mesela basörtülüleri yakalim, iciniz rahatlasin (malum fereceli gösteriyor ya Türkiyeyi)...Avrupali olun, en kolay yoldan. Tabi bu sadece bir öneri, malum Mugla da basörtülü bir kizi örtülü diye otobüsten indirme insanligi göstermis insanlarin hizla arttigi bir ülkede yasiyoruz( bknz. haberler).

Bir de ,iki de bir avrupaya gitmis insanlari , özellikle Almanya, Belcika, Fransa ve Hollanda ya gitmis Türkleri kücümsüyor ya ülkem insani, onlarin neler cektigi konusunda zerre fikri yok kimsenin. Bugün o Türkceleriyle alay edilen (mesela ismail YK.) genclerin dedeleri yerin 300 metre altinda , maskesiz calistirilmistir ve de Türkiye hic birine sahip cikmamistir.
Köylerinden (biraz para biriktireyim köyüme dönerim umuduyla) koparilip,dislerine varana kadar kontrolden gecmis, gürbüz masaAllah, ezilmeye müsait diye baska ülkelere gönderilmis insanlarin cocuklarindan ögretmen, avukat olmasini beklemek iyimser bir dilekten öte gitmez. Avukat doktor olmak icinde, ailede cocugumu okutayim, ona iyi bir egitim vereyim diyen birisinin ya da bir örnegin olmasi gerekiyor. Ilkokulu bitirmemis dedeler, ilkokul mezunu babalar icin cocugunun 10 sinifi bitirip meslek yapmasi yeterli bir basaridir, onun fazla bir beklentisi yoktur.
Evet dil bilmiyorlar, cünkü Ülkeleri onlari gelistirmek icin hic birsey yapmamisdir. Mesela bir dil okulu acmamistir. Yunanlilarin yillardir okullari vardir, Türklerin ise parmakla sayilacak anaokulu vardir. (hele anaokulu acacagim diye girisimde bulundugunuzda ise bürokratik bir sürü engeller cikarirlar, itinayla ) O konsolosluklar, gösteristen öte gitmeyen yerlerdir ve kültür ateselerimizin kendi mumlarini ancak yaktiklari görülmüstür.

Velhasil : Insan olmak (in)
Yobaz olmak (out)

Tüm bu yazdiklarim, bir yorumda fereceli kelimesi gecmesi sonucu ortaya cikmistir :Pp

Adsız dedi ki...

Flying Dutchman,
Bu bayan siz dogmadan once Hollandadaymis. 40 sene oncesinden bahsediyoruz ki Hollanda cok daha farkliydi o zamanlar. Tabi ki sizin anlattiklarinizda da onun anlattiklarinda gercek payi var. Nerden baktiginiza, hangi tecrubeleri yasadiginiza bagli.
Turkiye'ye bakacak olursak, biz O'nu biraktigimizda ne kadar farkliydi, simdi ne kadar farkli.. Bireysel olarak omrumuz kisa, kollektif olarak hafizamiz kalmamis sanki.

Groetjes,