Çarşamba, Ocak 24, 2007


Bugün hiçbir mesleği kötülememek gerektiğini öğrendim: İştahsızlık yakınması ile iyi giyimli, temiz traşlı babası tarafından getirilen 9 yaşındaki oğlan çocuğuna beslenmenin önemini anlatırken, 18 yaşına kadar günde en az iki bardak süt içerse sınıfındaki arkadaşlarından uzun ve yapılı olacağını, kimsenin ona posta koyamayacağını, ayrıca iyi bir meslek sahibi olmak istiyorsa bol bol et, balık ve sebze yemesi gerektiğini, bunların zekasını arttırıp, bu sayede de okuyup iyi bir meslek, sıcak bir ev ve güzel bir eş sahibi olacağını, ancak bunlar yerine insanın aptallaştıran hazır çerezler, şekerler, kola gibi şeyleri tüketirse sınavlarında başarılı olamayacağını, olsa olsa ufak tefek bir pazarcı olabileceğini, kendisi gibi kısa boylu, çirkin ve çok konuşan bir karısı olacağını, hayatının cehenneme döneceğini, gelecekteki hayatının nasıl olacağını evet bugün, onsekiz yaşına kadar tükettiği besinlerin belirleyeceğini, kararı kendisinin vermesi gerektiğini, onsekiz yaşından sonraki pişmanlığın fayda etmeyeceğini anlattım.
Babası tiradımı dinledikten sonra oğluna dönüp
‘Evet demek ki baba mesleğini seçmeyeceksin’ dedi.
Başımdan aşağı kaynar sular döküldü! Pazarcılığı kötülemek istemediğimi, ancak sabahları pazarın içinden geçerken özellikle soğuk havalarda erkenden tezgahlarını kuran pazarcılara üzüldüğüm için bu örneğin aklıma geldiğini ( ki gerçekten öyleydi ) anlattım, özür diledim , çocuğa da Zincover sirop1x1 yazdım, ve b
undan sonraki tiradlarımda meslek adı vermeden işsizlik temasını işlemeye karar verdim



18 yorum:

simal_yildizi dedi ki...

gülsem mi ağlasam mı bilemedim okuyunca o an yerinizde olmak istemezdim yalnız onu çok çok iyi biliyorum

Adsız dedi ki...

Hocam on numarasın...:) Çok güldüm,can sağlığı olsun.Siz telafi etmişsinizdir zaten.

Adsız dedi ki...

Gecmis olsun. Ara ara geliyor her insanin basina boyle patavatsiz anlar. Bir de bence 9 yasindaki cocugu sebze yemesi icin issizlikle ve cirkin bir es ile ikna etmek cok zor. Tehdit unsuru cok uzak. :) Bana 9 yasindayken "kizim derslerini calis, yoksa iyi okula giremezsin, sonra universiteye gidemezsin, sonra is bulamazsin" dediklerinde hicbirsey ifade etmezdi mesela. Ise de yaramadi zaten. Onu su anda etkileyecek seylerle tesvik etmek lazim. "Sınıfındaki arkadaşlarından uzun ve yapılı olacağı, kimsenin ona posta koyamayacağı" kismi iyi olmus.

Fatih Küçükbaltacı dedi ki...

Doğru karar :)

baran dedi ki...

ooff çok kötü olmuş,

bende kısa boylu, çirkin vede çok konuşan biriyim
çocukken hiç süt içmedim (halada içmem, içemem, kusmam için tek yudum yeterli), yemek de yemezdim bu yüzden doktora gittiğimi hatırlıyorum bayağı uğraşmışlardı sorunun ne olduğunu bulmak için

Elif dedi ki...

Sadece o olmamis ayip, bir de kisa boyluluk ve cirkinlikle ilgili bolum var. :o(

Tabii cok konusan kadin bolumune de hic girmeyelim...

Issiz kalmak icin de aptal, kisa boylu, cirkin olmak mi gerekiyor?

teyzenteyfik dedi ki...

Ufff,cok kötü bir tesadüf olmus ya. Umarim adam üzülmemistir pek? Bir de oglunun yaninda. Hmmm... Ama iyi niyetinizi görmüstür bence.

gaia dedi ki...

:))

Adsız dedi ki...

Çocuğa yaptığınız tavsiyeler tam bir fiyasko! Elbetteki beslenme bölümünden bahsetmiyorum o konuda haklısınız.

Bence çocuklara ve topluma yapılacak en büyük kötülük, bu meslek iyidir, bu meslek kötüdür demektir.İnsanın toplumda hangi mesleği seçtiği değil, hangi mesleği seçerse seçsin bunda iyi olması ve mutlu olması daha iyidir.

Çünkü önemli olan ne kadar çok kazanıp ne kadar rahat yaşadığın yada tatillerde yurt dışına gittiğin değil gerçekten mutlu olduğun işi yapmak ve faydalı olmaktır bence.

Malesef toplumda çoğunluk sizin çocuğa aktardığınız bakış açısına sahip. İşte tamda bundan dolayı etrafımızda üniversiteye girmek için yıllarca çaba,enerji ve para harcayan, üniversiteyi bitirmiş ama işsiz, hayal ettiği kişiyi bulamadığı için ya evlenmemiş yada evlendiği kişiyi sürekli eleştiren mutsuz eden insanlar ordusu oluşmuş durumda.

Buradaki baba size güzel bir ders vermiş. Başkası olsa sözlerinizi duyduktan sonra utanıp pazarcı olduğunu saklayabilirdi.
Bence iyiki saklamamış.

Adsız dedi ki...

Ha ha haaa! Fotoğraftan mı, yoksa cümleye çocuğu tarif eden kelimelerle başladığınızdan mı ne tahmin ettim babasının pazarcı olduğunu, daha yazının başından :)

Bora bey, ben pazarcıların kazandığı parayı duydum da, acaba dedim boşuna mı okudum ve o sütleri içtim :)

Alp Saldamlı dedi ki...

Çok sevdiğim bir söz vardır "Eline,diline, beline hakim ol" diye.
Bu sözü biliriz de, genellikle ne demek istediğini, bu yaşadığınız gibi olaylar başımıza geldikten sonra anlarız. Bazen tecrübe etmek en iyi ders oluyor! İyi bir amaçla yola çıkmış fakat günümüzde çok yapılan bir hataya düşmüşsünüz. İnsanları çeşitli kategorilere bölüp, sınıflandırarak, bu iyidir, bu kötüdür diye ayırmak... Kısa boylu nice insan dünya tatlısı olabilir. Çirkin pek çok insan da insanlık için çok büyük adımlar atmıştır. Aslında sizin de bunu bildiğinizden eminim. Fakat bunları değer yargıları henüz oluşmamış bir çocuğun gözünde (iyi bir amaç için olsa bile) kötülemek, ileride çok ciddi sorunların temelini atmakla bir. Nazilerin "üstün ırk" çılgınlığı da böyle başlamıştır muhtemelen. Ayrımcılık başladı mı hiç sınır tanımıyor. Bunun temelleri de ne yazık ki bunun gibi iyi niyetli konuşmalarla bile atılabiliyor.
Belki de babasının pazarcı olması bir cins adalet. Size, sizi fazla incitmeden, yaptığınız hatayı anlatan çok olumlu bir örnek. Keşke herkes sizin kadar şanslı ve gördüğü şeyden ders alan biri olsa.
Olaya farklı bir açıdan yaklaşırsak, Pratik Anne de yazdıklarında çok haklı. Ne de olsa onda, sizde ve bende olmayan annelik tecrübesi var. Ayrıca bu konulara kafa yorduğu da anlaşılıyor. "Çilekli dondurmayla balık avlanmaz." derler. Yani ben çilekli dondurma seviyorum diye, balığın da dikkatini aynı yiyecekle çekebileceğim garanti değil. Çocuklara iyiyi, kötüyü öğretmek çok zor iş...
Sizi, yaşadığınız böyle bir olayı, objektif olarak bizlerle paylaşabilme cesaretinizden dolayı kutluyorum. Bu sayede bizler de çok şey öğreniyoruz. Sevgiyle...

The Dreamer dedi ki...

:))
Bende Genellemeler yapıyorum diye her bir yandan eleştiriliyorum..

Üstelik burçlara, kahve fallarına inanan ona göre karakter tahlili yapmaya çalışan bir çok kadın tarafından..

Genellemeler; bilimde kategorize etmek ve sınıflandırarak sonuçları analiz etme de çok yardımcı olan bir yöntem..belki etrafını dikkatle gözleyen bizler, insanlardaki bu görecelik kavramını hesaba katamıyoruz..bu şablonlara bağlamak eğilimimizden kurtaramıyoruz fikirlerimizi..

crick dedi ki...

ya okurken güldüm ama kötü bir an olmuş sizin için. Aslında biraz da şaşırdım, sizin tarzınızda bir konuşma şekli değil çünkü. Belki o gün farklı bir gününüzdeydiniz. Yine de bu hatayı hepimiz yapıyoruz, dalıp konuşabiliyoruz.
Mesleki anlamda ise, işini iyi yaptıktan sonra ne yaptığın çok da önemli değil.Bugün iyi bir sebze satan pazarcı amcanın,bu ülkeye meclis siralarına vuran milletvekillerinden daha faydalı oduğunu düşünüyorum...

Adsız dedi ki...

yorum yapanları ve blog sahibini içtenlikleri, açık görüşlülükleri, otoeleştirileri, cesaretleri, olgunlukları ve seviyeli paylaşımları için kutlarım...
sadece alp bey'in
"Olaya farklı bir açıdan yaklaşırsak, Pratik Anne de yazdıklarında çok haklı. Ne de olsa onda, sizde ve bende olmayan annelik tecrübesi var. Ayrıca bu konulara kafa yorduğu da anlaşılıyor." derken ne demek istediğini anlamadım?
mutlu günler

Aslı dedi ki...

Bora bey anymous çıkmışım, o sütleri boşunamı içtik diyen benim.

piqi dedi ki...

şirketteyim ve attığım kahkahayla patronup oldukça manidar bi bakış fırlattı.gerçekten çok komikti.belirtmek istedim:)))

Adsız dedi ki...

bu gün okuduğum en güzel konuydu. pazarcının kendine güveni süper ve ssbb nin karizma yerlerde. geçmiş olsun ne diyeyim. ALP

Adsız dedi ki...

Anlattıklarınız için bilimsel bir destek:
http://www.ntvmsnbc.com/id/25180248/