Cuma, Ocak 16, 2009

sendikacılık





Bugün ilaç yazdırmaya gelen emekli bir Sümerbank müdürüne
“Ne oldu Sümerbank, satıldıktan sonra çalışmaya devam ediyor mu fabrikalar?” diye sordum
“Çok azı çalışıyor sanıyorum, bir kaç tanesi. Sümerbank öldü” dedi
“Kim aldı Sümerbank’ı?” dedim
“Özel sektör aldı, parça parça sattılar, 4-5 yıl sürdü. Hepsini kimse almazdı zaten, rantabl bir yatırım olmazdı” dedi.
“Sizce satılması iyi mi oldu, kötü mü oldu?” diye sordum
Biraz durakladı, sonra “İşler çok kötüye gitmişti, işçiler doğru düzgün çalışmıyorlar, işi çalıştırmak isteyen idarecileri dövemeye kadar götürüyorlardı. Kış günü patlıcan isteyip, yaz günü istemiyorlardı. Eskiden seracılık da bu kadar yok nereden bulayım ben kış günü patlıcanı” dedi


“Nasıl yani, bunu örnek diye mi söylediniz yoksa gerçekten böyle bir şey oldu mu?” dedim
“Oldu tabi. Ay başında yemek listesi sendika temsilcisi ile birlikte hazırlanıyor. Kış günü patlıcan istiyor, diğer sendikaya karşı işçiye gidip bak ben size kışın patlıcan yedirdim diyecek.


Bu sendikacılık o kadar kuvvetli hale geldi ki işçiler memur olan müessese müdürünün iki katı maaş alır oldular, bunun yanında da çalışmadılar. Sonunda ne oldu, geçenlerde Nazilli’de eski işçilerle karşılaştım, söyledim. Ne oldu bak, çocukları işsiz kaldı, şimdi bulurlarsa bir dondurma fabrikası var orada asgari ücretle çalışıyorlar, yoksa kahvede oturuyorlar. Bizim halkımızda iş ahlakı, şirketi sahiplenme gelişmemiş” dedi.


Patlıcanlar buradan

6 yorum:

babycakes dedi ki...

okuduklarıma inanmakta zorlandım. işçiler sendikalı olsa bir türlü olmasa bir türlü. İnsanlarımız sadece günü kurtarmak için yaşar oldular biraz da geleceği düşünerek hareket etseler herşey çok daha güzel olucak

lunawar dedi ki...

Merhabalar,
bir iletişim adresi bulamadığım için buraya yazıyorum.. şans eseri blogunuzu buldum ve ilgiyle takip ediyorum..
tüm yazılarınız maddi manevi değer katıyor okuyanlara..
sevgiler..

Adsız dedi ki...

Tembel bir milletiz vesselam..Bu tembellik, vurdumduymazlık sinir ediyor beni.

Adsız dedi ki...

Ben aslen Nazilli'liyim ve orada doğdum büyüdüm. Hastanın bahsettiklerine çoğunlukla katılıyorum. Sümerbank Nazilli ekonomisi için bir can damarı idi. Türkiye'de sendikacılık yanlış anlaşıldı. Sendikanın görevi kendine daha fazla yandaş/üye bulmak olmalıyken; üst yönetime her dediğini kabul ettirmek olarak anlaşıldı. Tüm dünyada 1980’ler sendikal yetkilerin/grev haklarının kullanılmasının ‘suistimale’ dönüştüğü devredir. Bu yıllarda işçilerden olur olmaz istekler geldi ve bunlar fıkralara bile konu oldu. O yıllarda endüstri ilişkilerinde çatışmacı bir kültür hakimdi ve devlet ekonomide düzenleyici değil yön vericiydi, sonrasında şartlar çok değişti .(1990’lardan sonra bütün dünyada grev hakkı, ya gönüllü olarak ya da hukuken kısıtlandı.) Ayrıca Sümerbank'ın değerini kaybetmesinin sebepleri içinde katma değeri yüksek olan ürünlere yönelememesi, yüksek stok miktarı, modernize edil(e)meyen tesisat/teçhizat, pazarlama/ihracat ve verimlilik de vardır.

ömero dedi ki...

Merhabalar, sendikacılık yazınızı kendi blogumda da yayınlamak isterim. Sayfanıza link vererek tabi..

iyilikler,

umidim dedi ki...

Google'da arama yaparken farkettim blogunuzu. Artık ben de takip ediyorum.

Kolaylıklar

srbstnsrlr