Çarşamba, Aralık 08, 2010

mapusluk





Bugün epeydir görünmeyen diyabetik bir hastam muayeneye gelince kendisine kontrollerini niçin aksattığını sordum.
“Sormayın Doktor Bey , 3 aydır çekten cezaevindeydim, yeni tahliye oldum” dedi
“Geçmiş olsun. Nasıldı cezaevi?” dedim
“Allah kimseyi düşürmesin, ama bana iyi geldi. Tatil gibi dinlendim, spor yaptım, hatta sigarayı bıraktım” dedi



“İçerdeki ortam nasıl, yeni gelenden haraç alma, eziyet etme gibi şeyler oluyor mu?” diye sordum
“Yok canım, eskidenmiş onlar. Şimdi herkes uyum içinde. Ben koğuşun yaşlılarındandım, herkesin abisi gibiydim, sağolsunlar saygı gösterdiler. Zaten öyle bir şey yapan olsa, seçimle gelen koğuş sorumlusu var, ona söyledin mi anında herkes dışlar, ayrıca hücreye gider” dedi



“Sporu nasıl yaptınız?” diye sordum
“Bir gün sabah, bir gün akşamüstü yarımşar gün avluya çıkıyorsun. Orda topoynanıyor, volta atılıyor. Yüksek duvarların arasındasın ama gökyüzü görünüyor, temiz hava alabiliyorsun” dedi
“İlaçlarınızı alabildiniz mi?” diye sordum
“Evet, karneme yazdılar. Ordan da veriyorlar ama o zaman hesabından düşüyor” dedi
“Hangi hesabından?” diye sordum



“İdaredeki parandan. Kumar oynanmasın diye yanında para bulunmasına izin vermiyorlar. Paran idarede duruyor, içerde alışveriş sigarayla yapılıyor” dedi
“Nasıl yani?” dedim
“Mesela Lark 4.5 lira di mi. Bir Lark gönderiyorsun 15 simit alıyorsun” dedi



“E sigarasına kumar oynanır o zaman” dedim
“O aynı tadı vermiyor demek ki” dedi
“Çıkınca ilk ne yaptınız?” diye sordum
“Deniz kıyısına gidip enginlere baktım” dedi




Kendisine sigarayı bırakmakla ve spora başlamakla şeker hastalığının küçük damarlarda yarattığı hasarı önlemek açısından çok iyi bir iş yaptığını; sigaraya başlamamanın bırakmaktan zor olduğunu, bir nefes içerse yine başlayacağını unutmamasını söyledim ve ilaçlarını yazdım.

Son fotoğraf
güvercin kanadında hapishaneye sokulan cep telefonu

20 yorum:

zerzavat dedi ki...

uzun zaman olmuş sizi görmeyeli.
daha sık görme ricasıyla

devletnur dedi ki...

Guvercinleri eskiden posta araci olarak kullaniyorlar sanirdim. halen devam ediyor demek selamlar

Erhan dedi ki...

Guzel bır blog.tasarımını da etkıleyici buldum.bloguma da beklerim en yakın zamanda

http://erhanncetinn.blogspot.com/

Gülşah dedi ki...

Hoş geldiniz.
Eskileri okudum siz yokken.

bad-ı saba dedi ki...

ilginç olumsuz durumlar bile bazen olumlu sonuçlar verebiliyor demek ki:)

Adsız dedi ki...

ya iyi de bunca zaman olmayınca insan geldiğinde bişi der....şurdaydım...şu nedenle yoktum gibilerinden....yanlış mıyım hocam....

esra

Emel dedi ki...

Merhaba,
Bir ebe olarak yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum,köyde çalışırken ablam anılarımı yazmamı istemişti ama kısmet olmadı.Anılarımda yaşatıyorum sadece.Belki bir gün ben de paylaşırım ama anında yazmak daha güzel olmalı.Bloğuma beklerim.
İyi günler,iyi çalışmalar.

blog dedi ki...

haha. "bana iyi geldi" demiş abi. Hapishaneler dolup taşıcak şimdi, yer kalmayacak.
Ben de hep düşünüyorum, okumak istediğim ama okumaya zaman bulamadığım bütün kitapların hepsini ancak bir gün kazayla hapishaneye düşersem okuyabilirim diye...

Onun dışında bir de son fotoğrafı görünce küçükken kuşlara yaptıklarım aklıma geldi. Kafesin altına yem atıp, güvercinleri tuzağa düşürürdük, sırf kendi güversin sürümüz olsun diye de, kanatlarının bir kaçını bantla bağlar, kuşları uçururduk. çok feciydi, bir çoğu alışamaz birkaç gün sonra ölüp giderdi. Hep bunu düşünerek suçluluk duygusuyla güvercinleri beslemişimdir. Hadi o kuşları yakaladıktan sonra pişirip yesek, neyse; ama sırf kendi keyfimiz için ölmelerine sebep oluyorduk. Mesela daha önceleri de ,köyde, şeker pancarı tarlasına dadanan serçeleri vurup, temizleyip, serçe dolması yapardım. Ama bundan güvercinler konusunda duyduğum kadar pişmanlık duymuyorum.

Eski arkadaşlarımın hepsi, eğer şu anda vejetarjan olmak istedediğimi duysalardı gülmekten yerlere yatarlardı.

sarya dedi ki...

bazen bende düşünmüyor değilim şöyle bir iki ay gidip yatsam dinlensem biraz okuma fırsatı bulsam. fena olmaz.

yağmur damlası dedi ki...

allah kimseyi düşürmesin

taen dedi ki...

hapishanede bedava yemek mantığını duymuştum :)

Anka dedi ki...

Yazilariniz cok keyifli. Gunun yorgunlugunu atmak için birebir. Tebrik ederim.

Adsız dedi ki...

Hoşgeldiniz Bora bey, özlemişiz... Ben hapishanelerin hala filmlerdeki gibi olduğunu düşünürdüm, değişmiş demek.. Allah kimseyi düşürmesin tabii, ama o hastanız için belki hayırlı olmuş, baksanıza sigarayı bırakmış, spora başlamış..:))
egeden

Adsız dedi ki...

Bora Bey, siz bu kadar acmazdiniz arayi merak icindeyiz. Samsa "bi de sifa ver be doktorum" dedigi gunden beri cok seyrek yazar oldunuz :) yazilarinizi cok ozluyoruz da en azindan iyi oldugunuzu bilsek o da yetecek... insallah sizin ve ailenizin sagligi yerinde, hersey yolundadir.....

taen dedi ki...

ben de yorumlara neden cevap yazmıyosunuz ki diye merak ediyorum. biliyorum buna da cevap yazmazsınız:) ilginç sadece..

Halide dedi ki...

Çok teşekkürler ...

Deniz dedi ki...

uzun zaman oldu ben de bakmayali, dedim baya birsey yazmissinizdir, ama hayal kirikligina ugradim, e tabi zorla da yazilmaz, benim icin özgün bir blogunuz var, hem blog basliginiz, hem de icerik gercekten hosuma gidiyor, yazilarinizi merakla bekliyor, heyecanla okuyorum...

B612'Den. dedi ki...

yazarın yorumları..seçtiği resimler..kompozisyon şahane.. güzel imiş vesselam..

Adsız dedi ki...

Taen, yorumlara cevap yazmaya başlasa başa çıkamaz da ondan. Ayrıca bir yanlışlık var galiba; "sigaraya başlamamanın bırakmaktan zor olduğunu" ters olmuş gibi.

Abdullah Nazlı dedi ki...

uzun zamandan beri okumadığım için googlede arayarak bloğa ulaştım.acaba yayından mı kalktı dedim.halbuki kendi bloğumda da yayın güncellenmiş.dikkatimden kaçmış.demek ki yazıların da tiryakisi olunuyormuş.