Salı, Şubat 06, 2007



Bugün göğüste sıkışma hissi ile başvuran tekstil işçisi bir genç kıza, fizik muayenesi olağan olduğundan canını sıkan bir olay olup olmadığını sordum. Çalıştığı işyerindeki ayakçı ile tartışmış.
‘Ayakçı nedir?’ dedim.
Makinede çalışanların ayağa kalkmaları yasakmış. Herkes ayağa kalkarsa iş üremezmiş. Biten işleri ve dikilecekleri taşıyanlara ayakçı denirmiş.
Dikiş makinesini kullanmayı nasıl öğrendiğini sordum.
Açık lisede tekstil bölümüne gidiyormuş.
Her isteyen açık liseye gidebilirmiş, çeşitli bölümler mevcutmuş. Halk eğitim merkezine kayıt yaptırıp 50 liralık harcı yatırmak yeterliymiş.Yaş sınırlaması yokmuş, sınıfında amca dediği arkadaşları bile varmış. Haftasonları sabah 7’den akşam 6’ya kadar, hafta içi meslek lisesi olan bir okulda ders görüyorlarmış. Bir sömestr bir yıl sayılıyormuş; yani üç sömestrede mezun olunuyormuş. İşyerinin buna nasıl izin verdiğini sordum, baştan söylemiş ‘Cumartesileri okulum var’ diye, öyle anlaşmışlar. Zaten hergün akşam 8-9’a kadar fazla mesai yaptıklarından çalışma saatini dolduruyor, hatta geçiyormuş. Eline ayda, asgari ücret olan 403 lira geçiyormuş.
Hergün çalışmak, haftasonu da sabahtan akşama kadar okula gitmenin zor gelip gelmediğini sordum, ‘Eskiden evde otururken sıkılıyordum, şimdi bir işe yaradığımı hissediyorum, çok iyi geliyor!’ dedi.
Sıkıntıları için İnsomin drj 2x1 yazdım ve vakit bulabilirse yürüyüş yapmasını önerdim.


4 yorum:

egeden dedi ki...

Ayakçı takımı diye bi deyim var bizde ya, bundan mı kaynaklı acaba? Bir de sürekli oturarak iş yapılır mı, ayağa kalkmak bile yasak.. Ne kadar sağlıksız.
egeden

figen dedi ki...

sizi düzenli olarak okuyorum ve bende çok şey öğreniyorum teşekkürler.

B5 dedi ki...

Bütün gün o kizi düsündüm... Nasil bir hayat ki bu?
Sabahtan aksama kadar o kadar para icin calismak... Okumak..

Adsız dedi ki...

Doktorum,harika tesbitlerin var. Her yazınla yurdum insanını tasvir ediyorsun. Ellerine sağlık , devam etmeni dilerim. Yalnız bir rica , garibanlara ve hastalara daha şefkatli yaklaşalım , olur mu?