Cumartesi, Nisan 07, 2007

altın işçiliği


Bugün bir kuyum işçisi göğüs ağrısı ile başvurdu.
‘Hala el işçiliği yapılıyor mu?’diye sordum.
Nadiren özel taşlar için sipariş üzerine çalışılıyormuş. Modeller ya mum ya da direk altın üzerinde tasarlanıyormuş.
Altın tozlarını toplamak için ne yaptıklarını sordum.
Atölyede hiçbir şey atılmazmış. Yerlerden süpürülen toz, hatta ellerini yıkadıkları su bile biriktirilirmiş. Altı ayda bir toplananlar büyük kazanlarda eritilirmiş. Çalıştığı atölyede bu şekilde yılda 10 kilo altın elde ediliyormuş.
‘Zaten ben hep söylerim, parasını çöpe atmak isteyen kuyumculuk yapsın’ dedi.
Üzerlerinde kalanları ne yaptığını sordum.


Önlükle çalışılıyormuş ama kıyafetlerinde yine de kalıyormuş. Kendisi özel bir şey yapmıyor, kıyafetleri normal yıkanıyormuş.
‘Herkes aynı şekilde mi davranıyor?’ diye sordum.
‘Bazı gençler mesela jöle sürüyor, sonra çalışırken eliyle saçlarını tarıyor, eve gidince saçını yıkıyor, ama esasen bu iş güven ve dürüstlük üzerine kuruludur. Günde tezgaha 5 kilo külçe altın konuyor, hergün 10 santim alsan kimsenin ruhu duymaz, ama kimse yapmaz’ dedi.

Çektiğimiz EKG'de göğüs ağrısının kalpten kaynaklandığı ortaya çıktığından Monoket long 1x1, İsordil5 mg SL ve Coraspin 100mg 1x1 yazdım, Kardiyolojiye yönlendirdim, ve eğer evde göğsüne ağrı girerse önce dil altı hapından bir tane almasını, 5 dakika içinde ağrısı geçmezse bir tane daha almasını, yine devam ederse 112 numaralı telefonu arayıp açık adresini vermesini, ambulansın gelip onu evden alacağını, bunun için hiç bir ücret ödemeyeceğini söyledim.


'A ne güzelmiş bu hizmet yeni mi başladı?' diye sordu.
'Yıllardır mevcut olduğunu, aramakta tereddüt etmemesini, kalp krizi geçirip geçirmediğine hastanede karar verileceğini' tekrar anlattım.



8 yorum:

zinyilmaz dedi ki...

Yazılarınız çok güzel. Her yazıda farklı birşey öğreniyorum. Bu kadar insan tanımak ve bunca hayat, insanın bencilliğini unutmasını sağlıyor olsa gerek.

gözlük abi dedi ki...

altın işçiliği yapanlara eskiden sadekar denilirmiş. bir de işçilik yine altın üzerinden hesaplanırmış. (kendimi kuyumcu gibi hissettim şimdi, ama değilim tabi.) malesef.

Adsız dedi ki...

blogunuzu bugün okudum. bir arkdaşım mail atıp okumamı tavsiye etti. Farklı insanlar ve farklı hayatlar ile hiç bilmediğim bir sürü şey öğrendim. teşekkürler.

egeden dedi ki...

İnsan duydukça, okudukça öğreniyor. Altın olayının bu yönlerini hiç bilmezdim. Ellerini yıkadıkları su bile biriktiriliyor demek...Ve suistimale çok açık bi iş, baksanıza jöleli saçlar falan.. Bir de cahilliğime verin, ambulansın ücretsiz olduğunu ben de bilmiyordum. Şimdi bu yazıyı maillemem gerek arkadaşlara.. Sağolasın bb:))
egeden

işitmekaybi dedi ki...

demek altın tozu da kıymetliymiş.her insanda ne çok hikaye ve her hikayede ne çok ilginçlik var değil mi?

sumuklubocek dedi ki...

bu kalp konulari moralimi bozuyor benim :(((...

simal_yildizi dedi ki...

Ambulas ücretsiz fakat özel araç değil ambulansala geldiğinde hastanelerin hastayı kabul etmeme hakkı varmış. Bizde bir yakınımızın başına gelince öğrenmiştik. Zavalııyı ambulansla hastane hastane dolaştırmışlar. İnsan yaşayarak ve paylaşarak öğreniyor.

ekmekcikiz dedi ki...

Her seferinde olduğu gibi, bugün de çok şey öğrendim. Harikasınız!