Cumartesi, Ağustos 11, 2007

dedikodu


Bugün 80’li yılların başlarında İstanbul’da Bağdat Caddesi’nde lüks şarküteri işletmiş bir hastamla sohbet ettik. O yıllarda lüks tüketim yeni başlamış.
“Lavaş kiri peynirlerini ilk ben getirdim, o zaman kaçaktı, tezgah altından satardık” dedi.
“Bildiğimiz üçgen peynirlerden mi?” diye sordum.
“Evet onlardan , bizim Karper peynirden bir farkı yok ama talep vardı işte” dedi.
Esas parayı hazır yemek işinden kazanıyormuş,
"Zengin muhit olduğundan evde yemek pişirmeyle de, fiyatlarla da uğraşmazlardı, yemekte kar oranı % 200 dü” dedi.
O zamanlar pek çok ünlü müşterisinin arasında yeni cinsiyet değiştirmiş olan Bülen Ersoy’da varmış. Dükkana mutlaka sağ ayağı ile besmele çekerek girermiş, ama ağzı çok bozukmuş.
“Dükkanda mı kötü konuşurdu?” dedim.
“Yok bir keresinde telefonla pastırma sipariş veriyordu, içerdeki annesine yağlı mı, yağsız mı olsun diye sordu. Annesi herhalde duymayınca sana söylüyorum… diye bir küfürler savurdu, ben utandım” dedi.

Dükkanda kibar konuşurmuş, bir keresinde tüm çalışanlara 500 lira bahşiş vermiş, en son kasada oturan kendisine de verince “Bülent Hanım ben buranın sahibiyim” diyecek olmuş. Bülent Hanım:
“Olsun hatıra olarak saklarsınız diye veriyorum” demiş.

6 yorum:

archisugar dedi ki...

simdi de var oyle sosyete bakkallari, hala Avrupa'dan kacak mal getiriyorlar.Kim bilir ne hikayeler yasiyorlardir sizin bakkal gibi...

umit dedi ki...

Fevkaladenin fevkinde bir dedikodu :))

Butejoy dedi ki...

ya öle bi adamla sohbet etmek keyiflidir ..daha çok dedikodu vardır eminim:))))))
ama eskılerı dinlemek asıl keyif olan..yoksa magazın her an her dakka tv'de de var...

arsimet dedi ki...

çok hoş bir siteniz var. insanlara değer vererek onların da kendilerini iyi hissetmelerini sağlıyorsunuz. Yoksa ayrıntıya bu denli inmezlerdi sanırım.

Deniz dedi ki...

http://www.hurriyet.com.tr/pazar/3954856.asp?gid=59

Bu yazi hosunuza gider o zaman.

Bu da bu konuyla alakali bir vakitler yazdigim bisi: http://enschedehavadisleri.blogspot.com/2006/02/sarkuteri.html

ssbb dedi ki...

Güzel anlatmışsın Deniz.
İstanbul şaküterileri gerçekten güzel oluyor.
İzmir'de de son 10 yılda epeyce açıldı, seyretmek benim de hoşua gidiyor, ama fiyatları pek tuzlu oluyor.
Gazetedeki yazıyı yayınlandığında okumuştum, yine de teşekkür ederim.