Cuma, Ağustos 24, 2007

perhiz


Bugün epeydir görmediğim bir hastamı oldukça kilo vermiş görünce tebrik ettim ve nasıl başardığını sordum.
İki yıl önce yaptığı doğumdan sonra gebeliği sırasında aldığı kiloları veremediği gibi daha da almıştı. Eşinin israrı ile diyetisyene gitmeye başlamış. Hastanedeki diyetisyene mi gittiğini sordum; özele gidiyormuş. Diyetisyenlerin muayenehaneleri varmış, ve bayağı da doluymuş.
Ne kadar ücret ödediğini sordum. 6 aylık bir kür için 650 lira vermiş. Bu ücrete ilk başta yapılan iki üç kan tahlili, altı ay boyunca haftada bir görüşme, ikinci altı ayda da inilen kiloyu korumak için ayda bir görüşme dahilmiş.

Diyetisyenin ne yaptığını sordum.
“Sadece liste veriyor, aslında bende listeden bol bir şey yok ama parayı verip her hafta tartılmaya gidince mahçup olmamak için boğazına hakim oluyorsun” dedi. Haftalık görüşmeler 10-15 dakika sürüyor, diyetisyen motive edici konuşmalar yapıyormuş. 3 ayda 12 kilo vermiş, kalan 3 ayda 12 kilo daha verecekmiş.

Eşi önce beraber gidelim demiş ama fiyatı öğrenince sen git, listeleri paylaşırız demiş. Beraber uyguladıkları diyetle O da kilo vermiş.
Ücret, fazla olan kiloya göre belirleniyormuş; önce tartıp sonra fiyatı söylüyorlarmış. Alsancak’ta ücretler daha pahalıymış, 20 kilo fazlası olan bir arkadaşı orada 1400 lira veriyormuş, 2000 liraya kadar ödeyenler varmış. Diyetisyen diyet listesi dışında spor vermiyormuş.

Egzersizin kilo vermeye ve kiloyu korumaya olan katkısını anlattım, ve her akşam düzenli olarak en az bir saat tempolu yürüyüş yapmasını önerdim.


10 yorum:

Deniz dedi ki...

Hah iste bakin, normal bir diyetisyen once bir iki test yapiyor orada. Burda ise kadinin teki benim daha evvel internetten buldugum bakanlikca belirlenmis saglikli yasam standartlarina uygun bir yemek listesini test mest yapmadan, kisinin kilo alip verme hikayesini dinlemeden dayayiveriyor.

Mesela kocamin hormonal bir sorunu oldugu icin o kadar kilo alabilecegine ihtimal bile vermiyorlar. Dahasi bu yemek listeleri Hollanda beslenme aliskanliklarina gore yapilmis elbette, kultur farkliliklari olabilecegini asla ve asla hesaba bile katmiyorlar. (Zorla margarin yedirmeye calisti kadin bir sure, icinde e vitamini var diye, ortalama bir hollandali gunde maksimum bir yesil yaprak yedigi, zeytinyagini gordugunde mertek sandigi icin kocamin da oyle olduguna karar verdi de kadin)

Diyecegim o ki yine de Turkiye'de bu isler cok daha iyi. Burada insanlar zaten saglikli beslenmeyi bilmiyorlar, oyle bir nosyondan tamamen habersizler, bir de sagliklari bozuldugunda karsilarindaki doktorcuk da tamamen kifayetsiz kaliyor.

egeden dedi ki...

Benim de etrafımda diyetisyenle zayıflayan arkadaşlarım arttı. Aslında bu sevindirici, kontrol altında, ezbere yapılmayan bi zayıflama metodu. Ama tabii Denizin de dediği gibi, işi bilene gitmek gerek.
Karı koca gidiyorlar genelde ve sonuç da alıyorlar. Ve kilo verme sebepleri aynı: para veriyorum, bari uygulayalım..
egeden

archisugar dedi ki...

Avrupa'da ve Amerika'da kotu yeme aliskanliklari oldugu dogru. Aslinda en sagliklisi Akdeniz mutfagi ama Turkler hamurislerini biraz abartiyorlar sanirim.

Deniz: margarini dayatmasini hic anlayamadim doktorun. Ne kadar sacma. Doktorumuz daha iyi bilir ama doymus yag orani yuksek bir gidayi almamak daha iyi degil mi? Kolesterolu cok yuksek biri olarak arastirmalarim, hep zeytinyagi, kolza yagi gibi yaglarin daha faydali oldugu yonunde.

Sevgiler
Esra

fatma dedi ki...

Benim derdim doktorlar:(....

Sizin bu sitenizi keşfettikten sonra bir süre gerçek olduğunuza inanmadım.Hastalarıyla ilgilenen bir doktor, Allah, Allah kamera şakası gibi bir şey. Sonra gerçek olduğunuza ikna oldum ve inanın ki aynı şehirde olsak kadrolu hastanız olurdum:)

Uzun zamandır yaşadığım psikolojik sıkıntılar sonucu Ankara'nın oldukça büyük ve iyi olduğu söylenen bir hastanesinin psikiyatri polikliniğine başvurdum. Doktor odasına girdiğimde 50li yaşlarda bir erkek ve beyaz önlüklü genç bir kadın vardı. Kadın elindeki hasta kartını doldurmak maksatlı sorular sormaya başladı ve bende cevapladım. İlk başta kimin doktor olduğu konusunda şüphelerim varken ilgilenene ve adamın bilgisayarda bir yerlere girme uğraşları-çünkü benimle konuşan kadına şifre falan sorup durdu- sonucu bilgisayarda işini halletmeye gelmiş biri olduğunu düşündüm ve süpriz...

İlaç yazarken adam ilaç söyledi ve onun esas oğlan misali doktor olduğunu anladım ve benimle hiç muhatap olmadan gönderdi. Valla pes yani, bir de psikiyatır. Belkide gerçeği böyledir ben daha önce hiç psikiyatıra gitmemiştim ama ters bir şeyler var ya!

Ben sizin hastanız olabilir miyim? Size doktorum diyebilir miyim?:)

Fatma
Not:Yazılan ilaçları almadım bu arada. Güvenemedim doktorun yaklaşımından sonra.

ssbb dedi ki...

Ne yazık ki ben de öğrenciliğim sırasında böyle bir tecrübe yaşamıştım, ama üzülmeyin, çoğunluk böyle değil.
Benden çok daha ilgili ve bilgili meslektaşlarım olduğuna eminim.

seda dedi ki...

yazılarınızı severek okuyorum, ben de öğreniyorum.

ancak bu yazıya "koca kıçlı kız" şarkısı pek uymamış gibi. fazla kilo konusu biraz hassas bir konu zira. ingilizce bilen, queen dinlese de bu şarkıdan olumsuz etkilenen, kilolu ve hassas kızlar olabilir okuyucularınız arasında (ki birisi benim).

ssbb dedi ki...

Bu şarkı, sözlerini dikkatli dinlerseniz 'fat bottom girls'e bir güzelleme aslında.
Yanlış anlayabilecekler için de bir motivasyon olabileceğini düşünüyorum.

etki alanı dedi ki...

Benim son günlerde işlediğim tek konu.
Yıllar önce doğumdan kalan kilolarımdan kendi iç güdümle 1 yıla yayarak ve evde spor yaparak(3000 adım atıp,halıda popo üzerinde yürümek ve çılgınca dans etmek)zayıfladım.
Daha sonra ikinci doğumla kalan kilolarım için,SSK hastanesinde rapor vererek,haplarla zayıflattılar.Hap bırakılınca geriye gelen kilolar.Hırs yapıp 1 ayda verilen 27 kilo=Zatürre.tekrar başa dönmeler.
Emeklilikten sonra yaptığım ikinci mesleğim takı tasrımı oturarak yapıldığı için,kilo üstüne kilo=kanser(kemoterapi ve radyoterapi dahi görmeden başında yok edildi)
Bu aşamada gece yemeleri ve 100 ün üstüne çıkan Ben.
Çocuklarım geceleri mutfak kapısını kilitlemeye başlayınca kendime DUR dedim.Yıllar öncesindeki gibi çok plana dayanmayan,herşeyden az yiyip,çok yürüyerek ve dans ederek zayıflamayı hedefledim.Şimdilik iyi gidiyor.İstediğim hedefe ulaştığımda zayıf ve şişman resimlerimi size göndermeyi düşünüyorum.Ya da bloğumda yayınlarım.
Yazılarınızın takipçisiyim..
Tütü

Aslı dedi ki...

:)))

Yorum yapamayacağım, çok güldüğümü söylemeliyim sadece...

Adsız dedi ki...

zayıflamak için diyetisyene gitmeyi gereksiz buluyorum eger kişinin ek bir saglık problemi yoksa, cünkü zayıflamak demek sağlıklı olmak dolayısıylada dogal taze ve zararlı yagları barındırmayan gıdaları tercih etmek demek. Bu şekilde ideal kiloya rahatlıkla inilebilir.