Salı, Ocak 15, 2008

seyyid

Bugün akşamüstü çok yorgun olmama karşın, benim hastam olmayan oldukça yaşlı bir amcanın ricasını kıramayarak eşine ait ilaçları yazarken kendisine nereli olduğunu sordum.
Urfa’lıymış, 1967 de Manisa’ya göçmüş.
Neden memleketini bıraktığını sordum.
“Bucak’larla takıştım, kaçmak zorunda kaldım, yoksa başıma bir iş gelecekti” dedi.
“Neden husumet oldu aranızda?” diye sordum.O zaman Siverek’te Ziraat Bankasında çalışan amca, zırai kredilerden sorumluymuş. Göreve başlayınca bakmış ki Bucak’lar her gün bir kamyon köylü getirip imza attırıp borçlandırıyorlar.
“Köylüye senin bir şahitliğin lazım deyip imza attırıyorlar, ama kredi köylünün üzerine, haberi yok! Bana geliyor, üç kamyon gübre istiyor. Tamam gidelim bana tarlanı göster , gerekli miktarı belirleyelim, tarlanı ipotek edelim vereyim diyorum. Adam ‘Ooo böyle iş mi olur’ deyip çekip gidiyor. O güne kadar kimse itiraz etmemiş, aman benim üzerime kalmasın da ne olursa olsun demişler. Hatta müdür bana çok bastırdı, sen mi kurtaracaksın, bırak görme dedi, ben dinlemedim. Köylülere ‘Bak bu kredi, bak imza attığın yerde ‘borçlu’ yazıyor. Yani sen borçlusun, parayı aldın mı?’ diye sormaya başlayınca orada suyum ısındı, kaçmak zorunda kaldım” dedi. "Kredileri kim geri ödüyordu?" diye sordum.
"Ödenmiyordu ki" dedi

Önce İzmir’e tayin istenmiş, olmayınca haritadan bakıp en yakın il olan Manisa’ya tayin olmuş.
“Çok da iyi oldu. Hem küçük şehir yaşaması, yeme içmesi ucuz, hem İzmir’e yakın. O zaman İzmir’e otobüs 25 kuruştu, hafta sonları gelir, bütün gün gezer dönerdik” dedi.
İlaçlarını yazdıktan sonra giderken teşekkür etti, ve sağlığım için çok dua etti.



“Duamı laf olsun diye değil, içten ediyorum. Hem bakma bu düşkün halime, ben seyyidim”
dedi.
“Seyyid nedir amca?” dedim.
“Resulullahın soyundan gelen demektir” dedi.
“Nereden biliyorsunuz?” diye sordum
“E kaydı var ya. Şimdi bende değil ama yüzyıllardır soyağacımız bir deftere yazılıyor. Gerçi sadece erkekler yazılıyor, ama tüm erkeklerin adı vardır” dedi.



6 yorum:

anahtar dedi ki...

vay be
büyük şeref!

endiseliperi dedi ki...

bora bey, ne tesadüf, inanamazsınız!... akşam bora'nın annesi ve babası bizdeydi ve söz dönüp dolaşıp eski reklamlara gelmişti. babası dedi ki, siz hatırlamazsınız, ziraat bankasının çok güzel bir afişi vardı, bir köylü uzanmış cigarasını tüttürüyor keyifle...

bu sabah sitenizi açınca ne göreyim, onun bahsettiği afiş:) bora'ya gönderdim sizin siteden kopyalayıp, çıkıp alıp babasına sürprüz yapsın diye. teşekkür ederim:)

bir seyyidin hayır duasını aldınız, artık sırtınız yere gelmez. hayır duası almak çok güzel bir şey.

sevgiler.

Adsız dedi ki...

Her seferinde değişik bir hikaye.
Helal olsun size.
Bloğunuz favorim oldu.
sağlıcakla kalın.

ssbb dedi ki...

Güzel bir rastlantı olmuş Endişeliperi.
Aslında bu afişi daha önce şu yazımda kullanmıştım.
Yazının sonunda İhap Hulusi'nin diğer afişlerine bir bağlantı da var.

Gulay dedi ki...

Sayin Doctor Bey
Seyyid soyundan gelmiyorum ama bende size hayir dualarimi gonderiyorum. Lutfen kabul edin.

Yazilar icin tesekkurler ilgiyle okuyorum.

ZAMANDAN SIZAN...KIYMET dedi ki...

bu seyyid'lerin kayıt defterini gören var mı bilmiyorum ama..eşim de bu soydan geldiği için bizde oğlanın ilk adını seyyid koyduk..ilk adını her ne kadar kullanmasakda ve ileride hep çift isimler(bizimkinin üç adı var) sorun olsada..umarım inançları ve isimleri gibi bir yaşamları olur..