Pazar, Şubat 01, 2009

aydın tarihi




Haftasonu Aydın çevresinde dolaşırken yörenin tarihi hakında epey şey öğrendim:
Umurlu ilçesinde gördüğümüz bir tabelayı takip ederek daha önce adını hiç duymadığımız, yoldan 5 kilometre içerdeki Çayyüzü Şehitliğine ulaştık.
Şehitliğin etrafı adeta bir mesire yeri gibi düzenlenmiş, piknik masaları yapılmıştı ve epey insan vadı. Arkadaki binalarda yere oturmuş hep beraber yemek yiyen bir grup “Buyrun yemek yer misiniz” diye sorunca,
“Bu ne yemeği, burada ne oluyor?” diye sordum
Yemek teklif eden kadın “Şehitler için hayır yapıyoruz, buyrun siz yemek alın, ben buralarla ilgilenen bir adam var onu çağırayım” dedi
Biraz sonra emekli bir öğretmen olan Sabahattin Burhan ile tanıştık.
Kendisini sözlü tarihi belgelemeye adamış olan bu edebiyat öğretmeni bize kimbilir kaç yüz kere anlattığı öyküleri hiç sıkılmadan tekrar anlattı. Bu bölgede Yunan işgali sırasında ilk direnişi başlatan Yörük Ali Efe’nin kızanlarından, ve köylülerden 1960’larda dinlediğine göre bu şehitliğin bulunduğu yerde köylülerin oluşturduğu Milli Aydın Alayı’ndan 7 genç bir top mermisinin üzerlerinde patlamasıyla parçalanarak şehit olmuşlar. Bunu gören subayları teğmen “ Böyle olmaz, parçaları toplayıp namazını kılıp defnedelim” demiş ve aşağıdan 7 siyah kıl çuval getirtip tepeye yayılan parçaları toplatmış. Toplayanların anlattıklarına göre ağaçların tepesinden değnekle vurarak düşürdükleri parçaları bir zeytin ağacının altına defnetmişler, daha sonra da kendi bütçelerinden yaptırdıkları mermer bir anıtla bu bölgenin , Sabahattin Bey’in iddiasına göre Kurtuluş Savaşının, ilk şehitliğini oluşturmuşlar.


Dinlediği hikayeleri kitaplaştıran Sabahattin Bey’in şahsi katkılarıyla şehitlik 1997 de restore edilip törenle açılmış.
Restorasyon sırasında kazdıkları bir mezardan aynen kızanın anlattığı ağzı büzülüp bağlanmış siyah torbaya 80 yıl sonra ulaşmışlar. Torbanın içinde kemiklerin yanı sıra sanki fabrikadan yeni çıkmış gibi pırıl pırıl olan, üzerinde eski yazı bulunan bir mavzer mermisi de çıkmış. Hazır bulunan subaylardan birsi bu mermiyi hatıra olarak almış.
“Peki bu hayır işi nedir?” dedim
“O zamandan beri isteyenlerin katkısı ile her ayın ilk ve üçüncü Pazar günü burada yemek pişirip dağıtyoruz, ben de her seferinde geliyorum. Kimi zaman bir kişi üstleniyor, kimi zaman pirinci birisi, yağı birisi alıyor” dedi
O sırada yanımıza gelen, elinde kağıt kalemli birisi, “Cüz dağıtıyorum, ister misiniz?” dedi
“Cüz dağıtmak nedir?” dedim
Sabahattin Bey “Hayıra gelenlerden isteyenlere Kuran-ı Kerim’den birer cüz dağıtılıyor, 15 gün içinde üstlenilen cüz’ü okuyan veya para mukabilinde okutanlar sayesinde bir hatim tamamlanmış oluyor” dedi


Yola devam edip Atça’ya geldiğimizde ise Osmanlı devrinde toplanan vergilere karşı bir halk ayaklanmasının önderliğini yapan Atçalı Kel Mehmet Efe’nin anıtı ile karşılaştık.
Altındaki kitabede

“su elin

çeşme elin
tekne* Atçalı Kel’in”
yazıyordu

*suyun toplandığı yer

Fotoğraflar yaşlılığında Yörük Ali Efe

7 yorum:

sumuklubocek dedi ki...

bir Aydinli olarak, cok hosuma gitti anlattiklariniz. hele uzaktayken iyi geldi, tesekkurler!

yass dedi ki...

cok etkılendım.. aynı hassasıyette herkes olsa acaba daha mı cok bırbırımıze baglı ınsanlar olurduk..

BlahBlah dedi ki...

helal...

manas dedi ki...

selamlar. Aydın yzınızı okudum.elinize sağlık. ben de blogumda Aydınla ilgili bilgiler vereceğim.hatta Yörük Alinin kullandığı eşyalardan birkaçının resmini blogumda yayınladım:)

haccecan dedi ki...

çok güzel bir paylaşımdı...
geçmişimizle bağımızı kopartmayıp, neler yaşadığımızı unutmamamız gerek...
teşekkürler

azuth dedi ki...

o "“su elin
çeşme elin
tekne Atçalı Kel’in”" yazisi aslinda atcali mehmet efe'nin ölüm tarihini bize bildiren bir yazi. her harfin arapcada bir sayi degeri var. harflerin degerlerini topladiginizda ortaya bir rakam cikiyor. yanlis hesaplamadiysam 1252 gibi bir şey cikiyor.. o da miladi takvimle 1837 ediyor..

gece gece bunlarla uğraştığıma da inanamıyorum..

lunawar dedi ki...

Aydın'a hiç gitmedim.. Ama birçok Aydın'lı arkadaşım oldu. Hepsi koca yürekli insanlar.. Hepsi kadim dost.. Kanlarında varmış demekki:))