Perşembe, Ağustos 06, 2009

AB




Bugün soğuk algınlığı yakınması ile başvuran, Almanya'dan gelmiş bir işçiye
"Hangi yolla geldiniz?" diye sırdum
"Kara yolu ile Kapıkule'den geldik. Bu sefer çok rahat oldu. Avrupa Birliğine girmek Bulgaristan'a çok yaramış.

Geçen yıl kapıdaki gümrükçü "Komşu bahşiş" dedi, vermedim.
Gümrükçü "Komşu hızlı olsun, koy pasaportun arasına birşeyler" dedi.
Vermem deyince bagajları gösterip silah dedi, esrar dedi. Buyur ara dedim, elini salladı bıraktı geçtim, ama çok eziyet oluyordu.



Bu sene herkes işini yaptı, tek rüşvet isteği olmadı.

Zaten kapıda her yere kocaman Türkçe ilanlar asmışlar: 'Eğer sizden birşey isteyen olursa bu numarayı arayın' diye" dedi.

Soğuk algınlığı için Parasetamol tablet 3x1 yazdım.

8 yorum:

ÖmüRR dedi ki...

Ben hala bekletiyorlar diye duyum aldım. Arkadaşım sürekli Bulgaristan'a gidip geliyor. İlla arabanın her yerini, valizlerin içini arayıp, taradıklarını söyledi.

PELİKAN dedi ki...

alemsiniz siz,hastalar sıkılmıyor mu soru sorulmasından ben olsam delirirdim neden öyle,nerden geldin,
blogunu keyifle ve hayretle okuyrm.
sevgiler

ramazan dedi ki...

aman pelikan,şurada zevkle yazılar okuyoruz.ona da engel olma.oturduğumuz yerden ne kadar farklı insanların başlarından geçenleri görüyoruz.ne güzel değil mi.
teşekkürler.

Muhteremle Geziye dedi ki...

Pelikan'a,
Bence hastalar kendileri ile sohbet eden bir doktor buldukları için seve seve soruları cevaplıyorlardır.
Bende hiç sıkılmadan cevaplardım.
Bu blogu ve yazılarını severek takip ediyorum.

roland deschain of gilead dedi ki...

bulgaristana otobüsle gidip geliyorum sık sık....otobüste olduğum halde pasaport geçişinde benden bi kere rüşvet istemişti eleman...ama çantaları aradıkları pek doğru değil...o çantalar asıl gümrüğün TR tarafında açılıp tek tek aranıyor. donlarınıza kadar elliyorlar polisler.

PELİKAN dedi ki...

Muhterem gezi;
Haklısın tabiki hastalar kendileri ile ilgilenilmekten mutlu olurlar,benim söylemek istediğim neden öyle neden böyle gibi soru yağmuruna tutulması idi bunu da eleştirmek için değil ben olsam sıkılırdım diye söylemiştim,
sevgiler

Adsız dedi ki...

Biz "Alamancilarin" avusturyadan sonraki sinir kapilarinda neler cektigini kimse anlayamiyor. Bunu ilk defa 3 yil kadar once TR ye gittigimde fark ettim. Oradaki akrabalarimiz hosgeldiniz nasilsiniz gibi siradan seylerle ilgilenirler. Ama bizden daha once giden abimler bizi gorunce sevincleri 'su sinirda ne kadar beklediniz', sirplar bahsis aldi mi, bulgarlar hiz yaptin diye ceza kesti mi, kac kere durduruldunuz, gibi onlarca, sadece onlarin yasayip anlayabilecekleri sorularla ve ilgiyle dinlediklerinde.. Dedim ki, TR de kalanlar bizi hicbir zaman anlayamayacak.

Hele bir Romanya maceramiz vardi ki, omrumde o ana kadar oylesine gerilimli ve traumali bir zaman dilimi yasamamistim..
Ve hatta her yil buraya dondugumde 'bir daha arabayla asla' diyerek dondugumu biliyor, ama ertesi sene memleket hasretiyle tekrar ayni kuyuya dustugumu de hatirliyorum.

Herseyin bir bedeli var..

Gezgin

Eylem Caner dedi ki...

Bulgaristan ve vizeleri ile ilgili yaşadıklarımı ayrıntıları ile yazmıştım yaşadığım dönemde (çok da geçmedi üstünden gerçi). Bana kalırsa hiç yaramadı AB, her ülkenin, ABD'nin bile en geç 4 günde verdiği vize için 1 hafta yok yere bekleten bir hükümet, insan dışı hal ve tavırlar vs. vs..

http://eylemplani.blogspot.com/2009/06/diplomatik-sr.html

Sonrasında yaşananlar:
http://eylemplani.blogspot.com/2009/07/diplomatik-sr-2-2-kisinin-bildigi-sr.html