Perşembe, Temmuz 26, 2007

evde terzilik


Bugün evinde terzilik yapan bir hanım ayak tırnaklarında kalınlaşma yakınması başvurdu.
Ne tür giysiler diktiğini sordum.
"Palto- kabandan abiye gece kıyafetlerine kadar her türlü dikiyorum, zira bize okulda hepsinin eğitimi verildi" dedi.
Hangi okuldan mezun olduğunu sordum, 1970'lerde Akşam sanat okulundan mezun olmuş.
"Gündüz çalıştığınızdan mı akşam okudunuz?" dedim.
Okulda akşam ders yokmuş, eğitim gündüzleri veriyormuş. Neden akşam sanat dendiğini o da bilmiyormuş.
Hala kıyafet diktiren olup omadığını sordum.
Epeyce varmış, ama psikolojisi bozulduğundan artık fazla müşteri kabul etmiyormuş.
"Ne gibi sıkıntılar oluyor?" diye sordum.
"Mesela Burda'dan bir model beğeniyor, ben oturup kalıbını çıkarıyorum, akşama telefon ediyor, ondan vazgeçtim, başkası olsun diyor, bütün emeğim boşa gidiyor, para da isteyemiyorum, bu durumlar çok yıprattı beni" dedi.
"Patronu derginin kalıpları olmasa da çıkarabiliyor musunuz?" diye sordum.
"Okulda patron çıkarmayı, dropajı öğrendik, çıkartabilirim" dedi.
"Dropaj nedir?" dedim.
Kıyafetin kişinin bedenine göre ayarlanmasıymış.
"Mesela şimdi yaşlı ancak oldukça kamburlaşmış bir hanıma kıyafet dikiyorum, onu bedenine göre ayarlayacağım, ön taraf daha kısa arkası uzun olacak" dedi.


Konfeksiyon varken neden kıyafet diktirildiğini sordum. "Bu bir kültür meselesi" dedi
"Konfeksiyon çok gelişti, çok ucuzladı, ama kumaşlar biner biner kesiliyor, hepsi birbirinin aynı, oysa ki diktirilen elbise kişi için tek bir tane yapılır, çizgisi kalıbı bir tanedir."
Dikiş ücretini sordum, her türlü giyside işçilik için 60 lira alıyormuş, bir elbiseyi 4 günde çıkarıyormuş.

Tırnağındaki kalınlaşma mantardan kaynaklandığından Terbisil 250 mg 1x1 yazdım, ilacın tırnağa geçişi çok zayıf olduğundan tedaviye uzun süre devam etmesi gerekeceğini ve bu hastalığın bulaşıcı olduğunu anlattım.

4 yorum:

Aslı dedi ki...

İyi dikiş bir sanattır, şimdi konfeksiyon bu sanatı öldürüyor ne yazık ki.

ekmekcikiz dedi ki...

Eskiden, belki de on sene öncesine kadar, terzilerin yanısıra dikiş makinası olan, evdekilere giysi diken ev kadını sayısı da çoktu. Şimdilerde dikiş bilen eğitimli kadın sayısı azaldı, daha doğrusu evde, elde dikiş dikmek kalmadı. İşte, biraz sökük tamir yapabiliyorsa, ne ala.

Swayline dedi ki...

Tırnak kalınlaşması ile batması aynı sebepten sanıyordum. Tırnak batması sorunuylada ben uzun süre uğraştım doğrusu özellikle doğumdan sonra. Hamilelik sırasnda şişen ayaklara uyum sağlayarak yayılan tırnak doğumla birlikte hızla şişlikler inince o kadar çabuk küçülemiyormuş. Hamilelerin neredeyse 1/3 inde görülüyormuş. Bende hamileliğimin son aylarında kendim kesemediğim için tırnaklarımı kesen eşime yanlış kesti diye kızıyordum :/ ehe!

Adsız dedi ki...

Benim annem 35 yıl ev terziliği yaptı ve ben de okul zamanlarımın dışında anneme el işlerinde (teyel, sürfile, baskılar, ütü vs.) yardım ederdim. Dikiş dikmesini çok sevseniz dahi çok meşaggatli bir meslektir, müşteriyi memnun etmek zor olur bazen. Dikişin D'sinden anlamayan, kendi söküğünü bile tamir edemeyen ama terziye öğretmeye kalkan, insanı bazen bezdiren müşteriler olurdu. Annem çok sabırlıydı müşterilerine karşı. Ama öyle bıkmış ki bir kol düğmesi kopsa kesinlikle dikmez bana diktirir yıllardır, "bıkmış" öyle söylüyor. Şu an 74 yaşında emekliliğinin tadını çıkartıyor. Eski terzilik günlerini yine de yad ederiz, ekmek paramızdı 3 tane çocuk yetiştirdi.
Kolaylıklar diliyorum.

Özlemkan