Çarşamba, Eylül 03, 2008

loko



Bugün şeker hastası bir tren makinisti ramazanda oruç tutabilir miyim diye sormaya geldi. Sohbet esnasında buharlı trenlerde hiç çalışıp çalışmadığını sordum.
“Ben yetişemedim onlara. Çok zormuş işleri, İzmir’den Afyona kadar 25 ton kömür yakıyormuş, düşünsenize 25 ton kömürü hiç durmadan kürekle ocağa atıyorsunuz, dışarıda da hava 45 derece. O zamanki kürekçilerin hepsi kapı gibi adamlardı zaten” dedi."Şimdi dizeller ne kadar yakıyor?" diye sordum.
“Benim kullandığım eski model Fransız yapımı, Afyona kadar 2 ton mazot yakıyor. Yeni modelleri var, 700 litreye gidiyor, ama müessesenin elinde yeterli sayıda yok mecburen eskileri yolcu hattına veriyor” dedi.
“Elektrikliler de var mı?” dedim
“Onlar Eskişehir Ankara hattında var, elektriği yukardan telden alıyorlar, 30 000 volt. Ben hiç kullanmadım” dedi.“Hiç yerli yapım lokomotif yok di mi?” dedim
“Bir tane var ama yola vermiyorlar, manevrada kullanıyorlar. İstesek yaparız ama o zaman nerden para kazanacaklar, bir lokomotif nerden bakasan 1,5-2 milyon dolar” dedi.
Lokomotife hiç yolcu alıp almadıklarını sordum
"Siz gelin alırız tabi Doktor Bey!" dedi ve 505'li cep telefonu numarasını verdi

Şeker hastalarının oruç tutmasının imkansız olduğunu, hele bu seneki gibi uzun ve sıcak günlerde yaşanacak susuzluğun kandaki şeker oranını yükselterek
kişiyi komaya sokabileceğini, hatta hayatını kaybedebileceğini anlatarak dini vecibelerini başka yollarla yerine getirmesini, esasen bütün dinlerin öncelikle bedenimize iyi bakmayı emrettiğini anlattım.

3 yorum:

Tanya's dedi ki...

Doktorcum,

Markizde seyahat güzel olur.

Sevgiler,

Desertwind dedi ki...

Trenlere bayilirim.Bu bilgiler de cok hos oldu.Keske heryere hizli trenle gidebilme imkanimiz olsa.

endiseliperi dedi ki...

trenlere, trenlerde geçen filmlere, içinden tren geçen kitaplara bayılırım! bora da öyle, hatta benden bile çok.çocuklar büyüsün, trenle çok uzak yerlere gitmek istiyoruz. en çok bunu istiyoruz.

trene binmeyeli yıllar oldu. en son ankara'dan istanbul'a taşınırken bebek arçil'le ben, yataklı vagonda gelmiştik. o zamanki eşim haydarpaşa'da karşılamıştı bizi ve istanbul'da yaşamak üzere gelişim böyle olmuştu.

işte böyle.
sevgiler.