
Pazartesi, Mart 29, 2010
Pazartesi, Mart 22, 2010
Kore

Haftasonu evimize konuk olan Kore'li bir kıza Asya ırklarını dış görünüşleriyle birbirinden ayırıp ayıramadıklarını, sözgelimi bir Japon ile bir Koreliyi ayırt edip edemediklerini sordum.




"Elbette edebilirim" dedi

"Bize Japon, Çinli, Koreli, hepsi aynı gibi geliyor" dedim
"Bana da batılılar öyle geliyor. Nereli olduklarını asla tahmin edemiyorum" dedi
"Mesela Japonları nasıl ayırt ediyorsunuz?" diye sordum
"Japonların saçları kahverengi olur, ağır sert makyaj yaparlar" dedi

"Nasıl kahverengi?" dedim
"Yani saçlarını boyarlar" dedi
Gülerek,
"Tamam da saçlarını boyamazlarsa nasıl anlıyorsunuz?" diye sordum

"Anlıyoruz ama nasıl anladığımızı size anlatmam zor. Görünce anlıyoruz işte" dedi
"Kuzey Kore'ye gidebiliyor musunuz?" diye sordum
"Belli turlarla belirli rotalara gidebiliyoruz ama özgürce dolaşmamız yasak" dedi

"Kuzeydekiler Güney'e gelebiliyor mu?" dedim
"Asla! Sınırı kaçak geçmek de çok zor. Ancak Çin üzerinden kaçarak gelebiliyorlar, ama bunun için de Çin içerisinde 3000 km yol yapmaları lazım. Bu sıırada Çin polisine yakalanırlarsa geri gönderilip hapis ya da idam cezası alıyorlar" dedi
Üçüncü resimdeki anime havası veren Japon malı geniş lensler burada.
Dördüncü çizim bir forumdan.
Salı, Mart 16, 2010
Pazartesi, Mart 15, 2010
Perşembe, Mart 11, 2010
pişmiş yoğurt


"Kahvaltıda mı yiyorsunuz?" dedim
"Evet, hele soğanlı biberli çok güzel olur. Soğanı zeytinyağında kavururuz. Sonra pişmiş yoğurtla pul biberi ekleyip, hızlı hızlı çeviririz. Ekmek banıp yemesi çok tatlı olur!" dedi

Sözün burasında ikimizin de ağzının suyu aktığından bir sessizlik oldu.
Elimdeki kağıtlara bakıp;
"Evet bu sonuçlara göre kan yağlarınız yüksek . Perhiz yapıyor musunuz?" diye sordum
Pazartesi, Mart 08, 2010
Salı, Mart 02, 2010
sendikacılık


“Sendikada çalışınca maaşı, SSK primini sendika mı ödüyor?” diye sordum
“Evet, o da bir işveren gibi işe alıyor, maaşını ödüyor” dedi
“Nasıl girdiniz sendikaya?” diye sordum
“İşçi olarak çalışıyordum. Normal işe girer gibi başvurdum. Sendika yöneticileri benimle görüşme yaptılar, beğendiler, işe aldılar” dedi
“Maaş nasıldı?” diye sordum

“Maaşlar çok iyiydi. Ben çalışırken öğretmen maaşının iki katını alıyordum. Sendika başkanı, genel sekreteri, örgütlenme yöneticisi gibi üst düzeydekiler benim 3-4 katımı alıyorlardı” dedi
“İşçiler kendilerini temsil edenlerin maaşlarının kendilerininkinden bu kadar yüksek olmasına itiraz etmiyorlar mıydı?” dedim

“Bizim işçimiz; aslında genelde halkımız biraz edilgen. Mesela bir genel kurulda Genel Başkana 10 bin lira faturasız harcama hakkı verilmesi tüzüğe konuldu. Hiç kimse kalkıp, söz alıp da bu adamın maaşı var, harcırahı var, neden bir de böyle bir kalemi koyuyoruz demedi” dedi

“Siz ne konuda eğitim veriyordunuz? Böyle edilgenlikten kurtulma, haklarını arama gibi konularda eğitim yaptınız mı?” diye sordum

“Biz daha çok politik konularda bilinçlendirme yapıyorduk. Toktamış Ateş, Emre Kongar gibi hocalarla her yeri dolaşıp toplantılar düzenliyorduk. Şimdi olsa mesela bu Ergenekon konusunda bir bilinçlendirme toplantısı yapardık” dedi

Göğsündeki ağrı için çektirdiğim EKG temiz çıkmasına karşın yılardır sigara içtiği için eforlu EKG'nin yararlı olacağını, ayrıca gırtlak ve akciğer kanseri açısından da gerekli filmleri çektirmesini, ve elbette ki sigarayı bırakmasını önerdim.
Fotografların tamamı Evren Özesen'in Tekel direnişini takip ettiği blogundan.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)