Salı, Nisan 29, 2008

ders: sahte rapor



Her yıl bu dönemde içimi bir sıkıntı kaplıyor, zira ÖSS ve OKS ye hazırlanan öğrenciler öğretmenleri tarafından yönlendirilerek rapor almaya geliyorlar.
Benim öğrenciliğimde kimsenin başvurmadığı bu davranış gittikçe yaygınlaşıyor.
Prensip olarak hasta olmayan hiç kimseye rapor vermediğim, hatta bu dönemde bunu dış kapıdan ilan ettiğim halde yine de ailelerin ısrarlarıyla karşılaşıyor, neden sahte rapor vermediğimi tek tek anlatırken çok yoruluyorum.
Bugün ilaç yazdırmaya gelen bir kolej öğretmenine
sınıfların, gerçekten de rapor almak isteyen öğrencilerin söylediği gibi bomboş olup olmadığını sordum.
Öyleymiş, sınav yaklaşınca kimse kalmıyormuş.
“Kalırsa ne yapıyorsunuz?” dedim.
“Çocuğa soruyoruz, isterse kendi başına ders çalışıyor, anlamadığı tekrarını istediği konu varsa birebir özel ders gibi anlatıyoruz” dedi
“Peki sizin yıllık ders programınızda bu son 6-7 haftada işlenilmesi planlanmış dersler yok mu, onlar ne oluyor?”dedim.
“Çizelgeye ‘Öğrenci olmadığından ders yapılamamıştır’ yazıyoruz. Zaten bizim öğrenciler cin gibi, o konuları çoktan öğrenmiş oluyorlar” dedi.
“Ben bu raporu vermiyorum, zira kanımca okullarda gençlerimize vereceğimiz en önemli ders matematik, fizikten önce ahlaklı insan olmak, doğru yoldan ayrılmamak olmak gerekirken öğrenciler bizzat eğitimcilerin, okul müdürlerinin telkiniyle “Git sahte rapor al, başarı bu sınavı kazanmaktır ve başarıya giden her yol mübahtır” diye yönlendiriliyor.
Öğrenciler bu durumu, sahte rapor almayı o kadar içselleştirmişler ki hiç sıkılmadan, normal haklarını ister gibi kapıdan girer girmez rapor almaya geldim diyor, vermeyeceğimi söyleyince çok şaşırıyorlar.
Ayrıca yaptığım işin milli eğitim sistemi ile hiç ilgisi yokken, bu kadar iş yükünün arasında neden Milli Eğitim Bakanlığının, bu neresinden tutsan elinde kalacak uygulamasını desteklemem gerekiyor” dedim.
Öğretmen "Siz kendinize göre haklısınız, ama öğrenciler de haklı. Zaten onlar yolunu bulmuşlar, duyuyoruz: Alsancak’ta milli piyango bileti karşılığında rapor veren doktorlar varmış. Bileti götürüyormuşsun, istediğin kadar rapor veriyormuş” dedi gülerek ve ekledi “Ben de mesleğe ilk başladığımda asla özel ders vermeyeceğim diyordum, ama zaman insanı yumuşatıyor.Zamanla maddi sıkıntılar sonucu özel ders vermeye başladım, ama hala dersine girdiğim öğrencilere özel ders vermeme prensibini koruyorum”.

27 yorum:

Köşenin Delisi dedi ki...

Pes yani! Özel ders vermek ayrı, hasta olmayan çocuğa doktor raporu vermek ayrı. Nasıl bir kıyaslama ki bu böyle? Ayrıca kendi öğrencisine ders vermesi zaten "yasak". İnsanların karşı koymak istemedikleri, işlerine gelmeyen durumlara buldukları bahaneler süper cidden.

Adsız dedi ki...

yeni doktorların olabilmesi için o raporların verilmesi gerekiyor..

Adsız dedi ki...

sizden rapor alamayan öğrenciler, sınıflarında yalnız olacak ve öğrenci azlığından hiç ders göremeyecekler. öğretmenleri de kantinde çay içiyor olacaktır.
bence rapor vermemek yerine, eğitim sistemini tümden değiştirebilmek için başka yollara başvurmak gerekir.
sizden rapor alamayan öğrenciler, başka doktorlardan alacaklardır. güzel düşünceniz de böylece çok naif kalacaktır.

Öğrencinin Sesi dedi ki...

Bende rapor aldım şimdi ev-dershane arasında çalışıyorum. Okulu aradan çıkarmasam ev-okul-dershane arasındaydım. Yazılılar bitti, şimdi yalnızca sınava yoğunlaşıyorum. Sizin bu artistik(kendinizce haklı) hareketinizle ne düzelmiş oluyor?..

evrim (akira) dedi ki...

Evet aşağıdaki yorumlarda da görüldüğü gibi kendi hakları sanıyorlar anlaşılan bu durumu. Yazık..
Siz bence de en doğrusunu yapıyorsunuz.
Sevgiler..

Adsız dedi ki...

İlkokuldaydım o donemde anadolu liseleri sınavına girecektim. Benim canım öğretmenim ayrı küme oluşturup sınava giren öğrencilerini hazırladı. Yedekten kazandım ama ailem bilinçli olmadığı için kaydım yapılmadı ve normal bir ortaokula başladım. Çocukları üniversiteye hazırlayan deshaneler değil okullar olmalı.
Yasemin

Tanya's dedi ki...

Doktorum,

Elinize sağlık..bizde girdik sınava..müfredatı tamamlayarak..

Ben bu kadar tüketmeye eğimli geleceğimizden de birşey bekleyemiyorum artık..Korkuyorum da..

Tebrik ederim bu kadar bozulmuş sisteme hayır diyebildiğiniz için.

endiseliperi dedi ki...

bora bey, geçen hafta veli toplantısı vardı, öğretmen dedi ki, "mayıs'ın ikinci haftası çocuğunuzu okula göndermezseniz iyi olur. sınava hazırlanıyorlar, okulda ders filan da yapılmıyor." e. peki dersler, müfredat n'olacak diye sorduk. "zaten dersleri bitirdik, internetten sınav tarihlerini alırsınız, çocukları o zaman okula gönderirsiniz," dedi. "sözlerinizin bir resmiyeti var mı?" diye sordum. "bunu söylememiş olmam gerek, yani, bir resmiyeti yok, dahası yasak, ama siz işte çocuklarınızı göndermeyin," dedi.

eğitim sistemimizin çivisi çoktan çıkmış durumda yani. bırakın eğitimde kaliteyi, çocuklara ilkeli, ahlaklı insan olmanın yolu bile gösterilmiyor. dediğiniz gibi, elbirliği ile üçkağıtçı, işin kolayına kaçan, kolay yoldan para kazanmayı marifet sanan çocuklar güya eğitim alıyorlar. sahte raporlarla sözümona eğitim haklarını kazanmış oluyorlar. ben sahte raporlarla tıp fakültesini kazanmış bir insanın hastası olmak istemiyorum. onlarla ne bilimin ne sanatın ilerleyeceğini düşünmüyorum. bırakın mesleki ahlakı, insan olmanın belli ilkeleri var. ulaşmak istediğiniz amaç için her aracı mübah kılarsanız, ulaştığınız amacın kalitesinin ne olacağı ortada.

size sonuna kadar katılıyorum, destekliyorum, bora bey. öğretmenlerin öncelikli görevi çocukları hayata hazırlamaktır. bu sistemle hayata hazırlanan çocukların zihniyeti beni dehşete düşürüyor.

ne yapılacağını bilmiyorum. doktor olsaydım, evet rapor vermeyerek hiç değilse çocuğun kafasında doğrunun ne olabileceği hakkında bir soru işareti oluştururdum.

bir anne olarak, eğitim sisteminin, medyanın, toplumun tüm yanlış etkisine karşı mücadele etmekten de yorgun düşmüş durumdayım. gelecek nesilden de umudum yok. arada sırada sizin gibi ilkeli insanlar, doğruyu yapmak konusunda kararlı insanlar görünce gözlerim doluyor. teşekkür ederim; mesleğinize duyduğunuz saygı ve de böyle bir insan olduğunuz için.

denizkaraduman dedi ki...

Ben bu kadar kötü olan eğitim sisteminde eliştirilerinize katılmıyorum . Eleştirilecek en son şey bence bu raporlar olmalı . Üniversitede de bir güne 3 final denk geliyor bazen insanlar başka şehirden rapor alıyor .

kabakmeltemi dedi ki...

Ahh... Ne yazık! İnanması zor, bir de üste çıkıyorlar. O raporu vermediğiniz için suçlayacaklar bile neredeyse. Ne kadar da kaptırmışlar kendilerini sürüye. Yok eğitim sistemi mi değişecekmiş, yok bilmemneymiş. Birey olmak gibi bir şey akıllarının ucundan geçmiyor.

Umarım bu hastaların da sizden öğrendiği bir şeyler olur.

Adsız dedi ki...

sadece bu yazınızı okudum, branşınızı ya da nasıl bir hastanede çalıştığınızı bilmiyorum. ama böyle ufak bir şeyi önemseyecek kadar idealistseniz umarım sadece devlet hastanesinde çalışıyorsunuzdur. özel hastaneyle bir bağınız ya da muaynehaneniz yoktur. eğer varsa etik anlayışınızdan şüphe edeceğim.

aslı

Yüxexeratonin dedi ki...

sinirlerim bozuldu gelen yorumları okurken..işimi bana öğreten;aslında mesleğimle ilgili zerre kadar donanımı olmayan insanlar oldukça geriyor beni..

doktorluk mesleği oldukça kutsal ve titizlikle yürütülmesi gereken bir meslek..saçma sapan bir sistemin doğurduğu bu uygulama,kim bilir doktor kapısında bekleyen kaç hastayı olumsuz etkiliyordur..

ne mutlu bana ki,
yasemin arkadaşımın bahsettiği gibi ayrı bir küme oluşturup öğrencilerimi sınava kendim hazırlayabiliyorum..

bora bey ; etik ve yasal olmayan bu durum karşısındaki hassasiyetinizden dolayı sizi tebrik ediyorum ve öğretmen arkadaşlarıma,lütfen kendinizi yetersiz görmeyin diyorum..çünkü bizler öğrencilerimize alt düzey bilgiler sunmak için değil,onları hayatın tümüne ( sınavlar dahil )hazırlamak için varız

Adsız dedi ki...

bir ögretmen olarak dürüstlükten vazgecmediginiz icin sizi kutluyorum.Kim ne derse desin.Bu aralar ülkede tüm olanlardan kendimi de cok sorumlu tutyorum.Ne oluyorsa bizim densizce tutmlarimizdan oluyor.Simdiye kadar inandiklarimdan hic vazgecmedim,hele bu dürüstlük olursa.Sizin ilkokul öğretmeniniz eli öpülesiymis demek geldi icimden,siz de öyle.Bu sekilde kurallarina göre yasamaya devam.Siz bana güc veriyorsunuz.Baskalarinin bunu kabul etmesi dogru olduğunu göstermediğine göre,iyi ki sizin gibiler var.Tek kisi olsa bile bu yetiyor bana.Öğrencilerimden de hangi meslek grubu olursa olsun ,ne olursa olsun sahtekarliğa el uzatmamasini hep söylüyorum,buna cok dikkat ediyorum.Her seyi kaybediyor olabiliriz ama dürüstlük ancak ölünce toprak altina gömülmeli değil mi?Bir öğretmen olarak ben de öğretmenleri suçluyorum bu konuda.Meb i suclamak bile yersiz orasi ne ki???Cocuklari da tipki şirket gibi düşündürmeya aliştirdilar ya...Pes diyorum.Onca meslekten başimizdakilerin ne olduğunu gördük hep birlikte...

Adsız dedi ki...

Nasıl bir eğitim sistemi bu diyecek olacağım ama zaten memleketimizde eğitim sistemi yok öğretm yapılıyor diyeceğim görüldüğü üzere o bile aksak düzen yazık bu çocuklara insanın canı acıyor hallerini gördükçe.üstelik kazansalar ne olacak var o konuya hiç girmek bile istemiyor insanın canı. Ahlak dersi konusunda bence yaptığınız doğru.
şimal

dgül dedi ki...

Hekimlikte yıllar boyu ben de hep gerektigi yerde "hayır" diyebilmekten yorulmusumdur, meslegini layıkıyla yapabilmeye çalısmaktan; asla degil...
Sizi de bu zorluga ısrarla gögüs gerebilmenizden ötürü yürekten kutluyorum, hele hele bir de aile hekimi iken...
Bahsettiginiz üzere, "saglık" kavramının icine egitim de mutlaka girer ve biz cocuklarımıza daha "dürüst" olmayı bile ögretmeden, onlardan güvenilir nesiller yaratılmasını bekleyemeyiz hic bir zaman. Dürüstlük, yere, zamana, hele hele kisilerin gereksinimlerine göre degisebilen bir yeti olamaz asla.
Saygılarımı sunuyorum emeginizden dolayı...

hülya konar dedi ki...

merhaba.doktor değilim ama olsaydım acil ve ikna edici durumlar dışında rapor vermezdim.burada yazılan yorumları okuyunca gerçekten serotonin oranım düştü ve depresif bir hal aldım:) neredeyse 9 yıl okuyoruz lise sona kadar ama okadar yıl aldığımız eğitim boşaymış gibi kalkıp sınava iki ay kala rapor alıp kendimizi eve kapayıp ders çalışıyoruz.yok canım böyle birşey.gerçi ismini yazmayan ama yorumunu! yazan arkadaş gibi bencede sistemsel bir hata olarak değerleendirilebilir kısmen bu ama çoğu zaman insansal içgüdümüz gereği sistemi eleştiririz işimize gelmediği yada bize uymadığı için...ancak bakıyorumda herkes bu sistemden çok memnun.kılıfına uydur neyaparsan yap sistemi:)çok üzücü. neyse...tesadüfen geldiğim sayfanızı çok beğendim yani içeriğinden bahsediyorum.hastalarınızdan öğrendiklerinizi burada paylaşmanız çok güzel bir fikir...baktımda ençok yorum yapılan konulardan birisi bu.eee derin mevzu ne de olsa...sevgilerimle.

ssbb dedi ki...

Yorumlar için teşekkür ederim, ancak şunu belirtmeliyim ki ben dürüstlük timsali, sütten çıkmış ak kaşık falan değilim, böyle bir izlenim bırakmak da istemem. Sadece aklıma yatmayan, içime sinmeyen şeyleri yapmamaya çalışıyorum.

Bu konuda gençlerle yaşlılar birbirini anlayamıyorlar. Raporu hak görenler 1980 sonrasında doğmuş, Özal'ın transformasyon hareketinden sonraki Türkiye'de benim memurum işini bilir diye yönlendirilen bir topluma gözlerini açmış, bu zamanın ahlaki trendlerini doğru olarak bellemiş olanlar. Kimbilir belki onlar haklıdır.

Son olarak geçen hafta katıldığım bir ergen sağlığı toplantısındaki çocuk psikiyatristi meslektaşım konuşmasında bundan 10 yıl önce ergenlerde hemen hiç ciddi psikiyatrik rahatsızlığa rastlamayıp sadece kardeş kıskançlığı, tırnak yeme gibi sorunlarla uğraşırken, günümüzde sık sık ağır psikiyatrik olgularla karşılaştıklarını, eskiden kendini jiletleyen çok küçük ve genelede düşük sosyokültürel düzeyde bir grup varken, son yıllarda gençler arasında kendine zarar vermenin, faça atmanın, kolda sigara söndürmenin, hatta intiharların çok arttığından, kardeş kıskançlığı gibi hafif yakınmalarla gelenlerle artık ilgilenmediklerinden bahsetti ve bunu gençlerin güncel ihtiyaçlarını karşılamayıp sınava çalışmak için ertelemesine bağladı.

Adsız dedi ki...

blogunuzun linkine ekşi sözlükte rastladım,bir süredir takip ediyorum.
3. sınıf tıp öğrencisiyim ve össye girmeden önce ben de rapor almıştım(:

ilerde göreve başladığımda rapor verir miyim diye sordum kendime yazınızı okuyunca...ve ikilemde kaldım.
benim annemin/babamın doktor arkadaşı yoktu ve ben öss stresini bi kenara bırakıp rapor arama derdine düşmüştüm öss'ye 2 ay kala.
/çoğu arkadaşım kurul raporuyla okula gelmiyordu o ara/
bizi bu saçma sapan hallere düşürenler utansın diyorum.
ve sanırım göreve başladığımda her şeye rağmen ben de rapor vermemeyi seçenlerden olucam(:

Gülce dedi ki...

Rapor vermemek bunu prensip edinen doktorun içini rahat tutacağı gibi sözkonusu öğrencinin de rapor almasını engellemiyor. Hiç isteyip de bir türlü rapor alamayan bir arkadaşım olmadı, bu işleri halletmek kolay anlayacağınız.
Dolayısıyla sorun rapor aldın-alamadın sorunu olmamalı. İstediği kadar varolsun prensipli doktorlar, rapor alınıyor bir şekilde. Zaten pek çok okul da raporun nereden,kimden,nasıl alındığına bakmıyor. Lise son öğrencisinin son 2 ay okula gelmemesi artık oldukça doğal. Ve ÖSS sistemi devam ettikçe de doğal olması gerekiyor. Tüm bir geleceğini buna bağlıyor insan, kimden bekleyebilirsiniz ben rapor almayacağım 2 ay tek başıma okula gideceğim demesini?

ümitorhan dedi ki...

kendisi rapor alan, ama mezun olunca rapor vermeyeceğini açıklayan tıp öğrencisini kınıyorum! :)
ben geçeli yıllar oldu ama, hala çok iyi biliyorum, sivilceli küçücük çocuklar nefes alabilmek için ölüyorlar.
yapılması gerekeni yapıp rapor vermemek sistemin çarpıklığına dikkat çekebilir, ama ben hiçbir etkisi olacağını düşünmüyorum. yine o çocuklara yazık olacak. Dershaneye milyarlarca bayılıp, okula rapor alarak gitmemeyi onlar mı seçiyor? :)

nadamada dedi ki...

bloğunuz bir hayli ilginçmiş doğrusu... ahlak anlayışınıza bayıldım:) çocukların ve öğretmenlerin hapishanelerde tutulduğunu görmezden gelmeniz çok etik olmuş. yorum yazan veliler de pek hoş. o çocukların yerinde olmak isterler mi acaba? ya da boş sınıfta kendini faydasız hissetmek isterler mi? öğretmen de sonuna kadar haklı, öğrenci de... bu durumda size düşen, kendi payınıza etiğinize uygun düşeni yapmak gibi görünüyor. "sahte" rapor vermeyerek, sahte bir düzende ahlaklı kaldığınızı düşünerek rahatlayacaksanız tabi...

Ameerhun dedi ki...

Dolandırıcılık yapmayana tepki gösterip, dolandırıcıyı destekleyen türk milleti sen çok yaşa...
Bir toplum böyle kokuşmuş,rüşvetin, torpilin döndüğü bir yer haline geliyor.

Ahmet dedi ki...

çok güzel üsluplarla yazılmış savunulan taraf ama ben öyle olamayacağım hakkın olmadığı halde 'bir doktorun' mesaisininden çalacaksın sonrada n olduki sen verme ben aldım sistem böyle diyeceksin SEN bunu diyen senin yüzünden işte anlasana be aptal...

Adsız dedi ki...

Tartışmaya böylesine açık bir konu sürekli gündeme geliyor bir örneğide burdayken bende yazayım,bizim lisede yıl sonu derse gelen öğrenci her sınıfta 3 geçmiyor klimalarımız bozuk 5,6 tanesi belki sağlam belki değil kumandaları zaten kayıp hava haziranda 42 C sınıfa gelen arkadaşlar tüm gün kola,cips,fanta yiyip içiyorlar onlarda devamsızlık yapmamak için değil sene başında 45 günün tamamını kullandıkları için geliyorlar ben yıllar yılı 2.dönem okula kanter içinde su gibi yapış yapış gipid ardından hocaların azarını işitip berbat ter kokusunu çekmekten iğrendim,ama dershane olayı başka eğitim sistemindeki zayıflığı dershaneler kapatıyo burda yapılacak şey öğrencilere nutuk atmak değil internet üzerinden öğrencilere yüklenerek 20 kişiyi geçmicek yorumlar yapmak değil bunu öğretmenlerle daha yüksek yöneticilerle tartışmak,ben yıllardır onur insanlık diye büyüdüm 30 kişilik sınıfta 27,28 kişi kopya çekerken ben bakmadım bile hepsinin notu benden yüksek sbs hariç hocalarımız kopya çekmelerine göz yumdukları gibi herkesin sözlülerine yüz veriyorlar biz öğrenciler ben ve grubum bir çok toplantıya seminere katıldık internet üzerinden boş atıflarda bulunmadığımızı göstermek için sırf bu sayede okul kursları açtırdık dershanenin kırılmaz zincirlerini parçalamak için şunu bilin tek çabalayan sizler değilsiniz yeni nesilde parlak kimseler var sadece siz göremiyorsunuz

Adsız dedi ki...

biri gelip sizden rapor istiyorsa inanın ihtiyacı vardır. kimse kimseden ricacı olmaya bayılmıyor bilesiniz. ben de lise son sınıfta rapor almıştım ve evet sizin gibi bir doktora denk geldiğim için parası olup özel doktoruna raporu yazdırıverenler gibi kolay da olmamıştı bu. kaldı ki okulda ne öğretiliyordu allah aşkına? ben raporlu olduğum dönemi dershanede de geçirmiş değilim. okulda bir yığın angaryayla uğraşmaktansa sınav öncesi bir tür tatil olarak geçirdim o günleri. daha faydalı da oldu bu. bazen mevzuattaki boşlukları kullanmak da demokrasinin yöntemlerindendir ve kötü yöneticiler karşısında kişilerin mağdur olmamasını sağlar. haksızlığın kural olduğu yerde hakikati bu yöntemle öğretmeye çalışmanız yeni bir haksızlıktan başka bir şey değildir. saygılar..

Adsız dedi ki...

Doğru söylüyorsunuz fakat böyle bir eğitim sisteminde insanların öne geçmek için daha çok çalışmaya ihtiyacı var demek istediğim eğitim sisteminin mantığı bu. Ben de bir öğrenciyim ve seneye sınava gireceğim.. Okulların halini yorumlardan görüyorsunuz ayrıca o dönemde olan bir öğrencinin ruh halini de düşünecek olursak işler daha da sarpasarıyor. Sizin dünceniz de kötü bir amaç yok fakat bunu sadece sizin böyle düşünmeniz bir şeyi değiştiremeyecek, bunun değişmesi için eğitim sisteminin değişmesi gerekir. Fakat her sene önümüze yeni bir sınav koyuyorlar sorunu çözmeye çalışmıyorlar. Demek istediğim sizin böyle yapmanız karşınızdaki öğrenciye yarardan çok zarar getirecektir. Tabii ki rapor almak bir hak değil, böyle davrananların da terbiyesizlikten başka bir şey yaptığı yok. Ama bunu yapan öğrenciler değil bunu yaptıran eğitim sistemi.. Kim ne derse desin ama inanın olan yine yarışa sokulan atlar misali öğrencilere oluyor.

Adsız dedi ki...

ben bir öğrenciyim ve devamsızlığım yüzünden rapor almak zorundayım sınava kaç gün kalmış okulda boş boş sınıfta durup hocaların peşinden koşup yoklama aldırmak yerine evimde sakin kafayla test çözmek istiyorum bilmem anlatabildim mi ve onca saçma sapan iş varken bu raporlara takılan insanların eminim hayattalrında sadace bunda dürüstlük bekçisi kesiliyosunuzdur ayrıca bizim yerimizde olsaydınız neler hissettiğimizi anlardınız bu yapılan yorumlar saçma gidin başka sahtekarlıklara göz yummayın mesela doktorlar hiç akrabanız olmadığı halde birine ameliyat sırası kaç ay beklemesi gereken yerde bi kaç gün içinde olması gibi öğretmenlerde okula gelmediği halde konuyu işlemiş gibi göstermesi gibi anlatabildim mi veya eğitim sistemini eleştirin öğrencileri değil koşullar itiyo bunuda anlatabildim mi ?