
Bugün kırılan dişim için başvurduğum diş hekimi arkadaşım dişimin kurtulmayacağını söyleyip de üzüldüğümü görünce;
"Üzülme, ben ilk dişimi 18 yaşımda kaybettim, hem de sapasağlamdı" dedi
"Neden kaybettin?" diye sordum
"İzmir Kız Lisesinde okurken erkek arkadaşım Atatürk Lisesi'ndeydi. Okuldan kaçmak için dişimin ağrıdığını söyleyerek Atatürk Lisesinin yanındaki diş polikliniğine sevk aldım. Hesabıma göre doktor ağrı kesici verecek, ben de bütün gün arkadaşımla gezecektim.
"Üzülme, ben ilk dişimi 18 yaşımda kaybettim, hem de sapasağlamdı" dedi
"Neden kaybettin?" diye sordum
"İzmir Kız Lisesinde okurken erkek arkadaşım Atatürk Lisesi'ndeydi. Okuldan kaçmak için dişimin ağrıdığını söyleyerek Atatürk Lisesinin yanındaki diş polikliniğine sevk aldım. Hesabıma göre doktor ağrı kesici verecek, ben de bütün gün arkadaşımla gezecektim.

Doktor, dişim ağrıyor der demez tuttu sapasağlam dişimi çekti. Sevgilimle buluşmaya ağzımda kanlı tamponla gittim" dedi
"Hugo'nun Fantine'i gibi bir şey olmuş" dedim

"Yaa, ne demezsin. Ama yıllarca dişimin arasındaki boşluğu dilimle yokladıkça o günü anımsadım, hoşuma gitti. Yıllar içinde yanındaki dişler yer değiştirdiğinden yarım dişlik bir boşluk var, protez koyacak mesafe de kalmadı " dedi
"Demek ki dişlerin arasında boşluk da aşk acısı gibi azalıyor ama asla tam kapanmıyor" dedim

11 yorum:
Yorum müthiş (:
yorumunuz süpermiş :)
yorumunuz muhteşem olmuş. azalabiliyor ama asla kapanmıyor. uzun zamandan beri duyduğum en doğru söz.
sevdim doktor bey :D
- "o günden sonra bir daha aşık olmadım"
hahahaha!
konuya yorum mükemmel:)
farkettım de herkes bu konuyla ilgili yorum yazmış zaten:)
Horror filmi olmus resmen o sahne. Sorgusuz sualsiz disi ceken hekim bari ayni hizla bir implant taksaymis oraya.
Vaaav! Müthiş bağlanmış. Çok sevdim. :D
son söze bayıldım:))
yorum fevkalade!
Kulağımın içi kaşınıyor.
Felaket.
Önce azar azar başlıyor kaşıntı, geceleri.
Sonra artıyor.
Kaşımak da bir zor ki kulağın içini.
Bir türlü geçmiyor.
"Ne yapsam acaba?" diyorum.
Günler geçtikçe daha da artıyor.
Doktora gitmeye karar veriyorum. Arkadaşlarıma soruyorum "Tanıdığınız iyi bir kulak burun boğazcı var mı?" diye.
"N'oldu ki?" diye soruyor arkadaşlarım. "Kaşınıyor kulağım" diyorum. "Uyuyamıyorum geceleri, kulak kaşınmasından!"
Bir doktorun adını söylüyor bir tanesi. "Çok iyi doktordur" diyor. "Kimsenin çözemediğini çözer, iyileştiremediğ ini iyileştirir."
Gidiyorum doktora.
Gözlüklü, şirin bir amca.
Elinde bir büyüteç, kulağıma bakıyor.
Şaşırıyorum önce. "İçinde kaşıntı var" diyorum. "Öyle büyüteçle ne anlayacaksınız ki?"
"Yok" diyor, "Ben çoktan anladım ne olduğunu da, şimdi daha iyi görmek için bakıyorum." "Nedir?" diyorum doktora.
"Eski sözler kaçmış kulağınıza" diyor.
"Nasıl yani?" diyorum.
"Kimin sözleri?"
"Bakacağız" diyor.
Sonra bir alet çantasından kocaman, ucu ince, cımbıza benzer bir alet çıkarıyor.
"Yan durun. Kıpırdamayın" diyor bana. Biraz irkiliyorum.
"Eski sözler" diyorum, "Ha?" Cımbızın ucu kulağıma giriyor, canımı acıtmıyor nedense.
"Bir erkek sesi bu" diyor. Sanki bir uğultu duyuyorum.
Cımbızı çıkarıyor kulağımdan. "Yalan kaçmış kulağınıza!" diyor doktor.
Yalana bakıyorum.
Küçücük bir şey gibi gözüküyor.
"Vay be! Günlerdir kulağımı kaşındıran bu muymuş? Hangi yalan peki?"
diyorum.
"Durun, bekleyin" diyor doktor. "Dikkatli olmamız lazım. Tekrar kulağınıza kaçabilir. Önce şu deney tüpünün içine koyalım.
Sonra serbest bırakırız."
Yalanı tüpün içine koyuyor.
Kapağını da kapıyor tüpün.
Serbest kalıyor yalan.
"Seni seviyorum" diye cılız bir ses geliyor tüpün içinden.
"Yalanmış ha?" diyorum.
Kulağım bile anlamış, kalbim hálá anlamıyor…
İCLAL AYDIN IN BU HİKAYESİNİ ANIMSATTI BANA:)
Yorum Gönder