Pazartesi, Nisan 13, 2009

kriz





Bugün uzun süredir muayeneye gelmeyen işadamı bir hasta içeri girip kendini koltuğa yığılırcasına bıraktıktan sonra;
“Başım dertte Doktor!” dedi
“Hayrola, geçmiş olsun?” dedim
“İflas ettim, dükkanı kapattım, her şeyimi kaybettim” dedi
“Kriz yüzünden mi?” diye sordum
“Tabi kriz yüzünden. Teğet falan değil basbayağı deldi de geçti. Eylül’den beri işler bıçakla kesilmiş gibi durdu. Patlayan çekin haddi hesabı yok. Avukata verdiğim 1 milyonluk alacağım var alamıyorum, benim de 600 bin lira borcum var, ödeyemiyorum. Alacaklılar kapımda bağırıp çağırıyor. 50 yaşıma geldim, bunca yıldır namusumla ticaret yaptım. Yanlış yapmışım, yatırım yapayım derken balçığın içine batmışım. Yanımda 20 kişi çalıştırıyordum, hepsi şimdi işsiz ama onların durumu benden iyi.





Bu yaşımda SSK emekli maaşım dışında bir gelirim kalmadı. Evimi borçlarıma karşılık sattım. 250 bin liralık evi 195 bin liraya ancak satabildim. Satmasam ipoteği koyan banka belki 100 bin liraya satacak. Evi alandan 3 ay daha oturmak için müsaade istedim. Geçen yıl bu zamanlarda ben her hafta iki ev parası kadar ödeme yapıyordum, hiç düşünemedim böyle durumlara düşebileceğimi. Ne yapacağımı bilmiyorum, nereye gideceğiz, kimin yanına sığınacağız. O kadar faydam dokunmuş insanlar bir anda etrafımdan çekildi, değil yardım etmek zararım dokunur diye benden uzak durduklarını hissediyorum" dedi ve gözleri doldu.


Mendil verdikten sonra “Alacaklarınızı tahsil etme olasılığınız yok mu?” dedim
“Bana borçlu olanlardan biri her şeyini kaybetti, şimdi çek yüzünden hapiste. Diğeri çok büyük müteahhitti. Daha ben çocukken havaalanları, barajlar yapardı, Rotaryenlerdi çok elit bir yaşamları vardı. Şimdi karısıyla birlikte tek odalı bir evde yaşıyorlar. Neyini alacağım ben bunların, siz söyleyin” dedi




"Sizin hapse girme, mallarınızın haczedilmesi riskiniz var mı?" diye sordum
"Çekler benim kişisel çeklerim değil, o nedenle hapis olmaz ama maliyeye, SSK'ya borçlarım yüzünden haciz gelebilir. Zaten maliye ile sigorta insanın iflahını kesiyor.

Mal alıyorsun, depona koyuyorsun, ne zaman satacağın belli değil, maliye hemen ertesi ay %16.2 KDV'yi senden tahsil ediyor. Malı 6 aylık çekle sattın eline para geçmediği halde ertesi ay malın bedelinin % 18'ini KDV olarak ödemek zorundasın. 6 ay sonrasında da parayı alacağın garanti değil.




"Dardaki işletmelere destek için kısa çalışma ödeneği diye bir şey çıkarmışlardı, ondan yararlanamadınız mı?" diye sordum
"Soruşturduk. Bankaların ancak durumu iyi olana kredi vermesi gibi, ondan yararlanabilmen için vergi, SSK borcunun olmaması gerekiyormuş, yani boş laf. Bu darlıkta devlete borcu olamayan olabilir mi?"
Cebinden 20-30 biner liralık bir tomar çek çıkartarak) "Bakın bunları bugün bankadan aldım, hepsi karşılıksız. Bunlar için mi çalıştım ben. Bankaları zengin ediyoruz.Kredi faizleri 16 idi 32 ye çıkarttılar.



Bankaya 184 bin lira ödemem lazımdı, evimi sattım, ödemeye gittim 6 günde 192 bin lira olmuş, 8 bin lira sorma ver parası. Zaten en karlı 500 kuruluşa bakarsan bankalar hep en başta. Baksan 3000 personeli var, öbür tarafta sanayici 50 bin kişi çalıştırıyor, ikinci 500'e bile giremiyor" dedi



Bu tip sıkıntılar karşısında üzülmenin fizyolojik bir davranış olduğunu, hastalık olmadığını anlattım, ancak muayenesinde depresyon bulguları olduğundan Sertralin tb 1x1 yazdım.





Fotoğraflar Amerika'nın 1929 daki Büyük Bunalım'ından.

19 yorum:

Mata Hari dedi ki...

2000 yılındaki krizde babamın hali geldi gözümün önüne.. o da 50li yaşlardaydı..
:/

YOSUN dedi ki...

Üzücü bir konu tabi de...Benim hep aklıma takılan bir soru olmuştur bu iş adamlarıyla ilgili.O kadar para kazanıyorlar,insan hiç mi bir köşede para bulundurmaz.Bütün kazandıklarını illa kullanacaklar ki daha çok kazanacaklar.Kenarda duran para ölü tabi onlara göre.Daha çok kazanmak için(kibarcası açgözlülük oluyor yani)sonra bu durumlara düşüyorlar işte.Bir de kriz başladığında daha temkinli olsalar,işleri biraz daha küçültseler böyle olur muydu acaba?Ne diyelim,sağlık olsun.İnsanoğlu herşeye göğüs gerebilir,alışabilir.Allah sağlık versin yeterki...

aysema dedi ki...

Bunlar başlangıç. Bakalım daha neler göreceğiz...

Seval'in bloğu dedi ki...

Gece gece içim burkuldu yaw :S

hulyalar dedi ki...

en merak ettigim bunca rakmi hic unutmadan nasil aklinizda tutup buraya yazidiginiz:)?

BlahBlah dedi ki...

doğru ve dürüstün bir an önce kurtulup, fırsatçıların bir an önce tepetaklak gelmesi dileğiyle.

Arif Rauf dedi ki...

Kredili-faizli işe bulaşan çoğu işletme yakında bu tür patlak verecektir. Çünkü ödeme gününe kadar her şey güllük gülistanlık giderken, paranın nasıl kullanıldığı bile bilinmezken aynı parayı banka sizden faiziyle almaya çalıştığında işler çıkmaza sürükleniyor, bunu nasıl ödeyeceğiz diye düşünüyor firmalar. Banka parasıyla yapılan ticaret er-geç çıkmıza sürükleniyor.

romatizmalıforvet dedi ki...

yahu panik yapmayın, en iyi esnaf en iyi ağlayan esnaftır, burdan doktor a soruyorum, vizite ücretini aldınız mı ? yoksa tüm bunlar ödememek için mi ? (elbette abartılı oldu ama esnaf böyle esnafların ertesi hafta villa aldıklarını duyduğumuz olmuştur)

babycakes dedi ki...

yazdıklarınızı okurken çok üzüldüm. Yosun arkadaşımızın yazdıklarını okurken de çok sinirlendim. Anlıyorum ki kendisi daha önce ticaretle uğraşmadığı gibi ailesi de uğraşmamış. Kibarcası açgözlülük dediği şey insanların yaşam mücadelesi.Nasıl olması gerek yani bir iş kurucaksınız ve ölene kadar hiç kendinizi büyütmeden köskös oturacak mısınız? Ülke kalkınması bu şekilde olur? N'kadar dar bir görüş... Kendisi ne iş yapıyor bilemiyorum ama çalıştığı herhangi bir iş varsa o hiç terfi etmek için ya da kendini geliştirmek için uğraşmıyor mu anlıyamadım. Ayrıca yıllardır çalıştığınız firmalarla aranızda oluşan ticaretten dolayı çok uzun vadeli çekler alınır n'rdeyse kışın sattığınız bir malın parası ancak yazın elinize geçer diyelimki bahar da kriz patlak verdi siz küçülseniz neye yarar ki yaza göre planlanmış bir çok ödemeniz vardır. siz de gelen çeklere göre bir vade hesaplamışsınızdır. E çekler ödenmemeye başlayınca siz de ödeyememeye başlarsınız o bir köşeye koyduğunuz paralar da en fazla sizi 6 ay idare eder. Sanıldığı gibi tüm kazançlar har vurulup harman savrulmaz yani ... Yosun arkadaşımız ve onun gibi düşünen arkadaşlara memuriyet hayatın da başarılar dilerim onda da bu düşünce yapısıyla gişe memuriyetinden öteye gidemezler..

Deniz Gür dedi ki...

Sevgili Yosun,

Yıl 1997. İzmir'in en büyük tekstil ihracatçılarından birisi olan ailem, 2 fabrika ve yaklaşık 850 çalışanı yanlarında çalıştırarak istihdam sağlıyorlardı. Zamanının en modern baskı, boyama tesislerine sahip olan fabrikalarımızda çevreyi koruma adına arıtma tesisleri bile mevcuttu. Bunların hepsi yatırım, yatırımın geri dönüşü daha çok istihdam ve yastıkaltı paraların yerine ekonomiye kazandırılan paraların sonucuydu. Ancak Bu tarihten önceki Gümrük Birliği hem tekstilcilerin belini bükmüş, hem de bankaların aç gözlülüğü bükülen beli afedersiniz yatağa yüzüstü uzatmış ırzına geçmiştir. Yastık altı zihniyetine sahip bir sanayicinin olması mümkün değildir. Marka çıkartmakta zorlanan bir ülkede marka olmak varken eğer bu parayı yastık altında tutacaksak niye bu kadar para kazanıyoruz?

Bakın 25 yıl boyunca çalıştı ailem. Babam ve kardeşleri 25 yıldan daha fazla bir süre boyunca şirketlerini yavaş yavaş büyüttüler ve o zamanlara getirdiler. Bir küçük dükkan açıp o şekilde kalsalardı yani dediğiniz gibi parayı yastıkaltına, eve, arabaya harcasalardı bu kadar insan istihdam edilmeyecek, holdingleşme gerçekleşmeyecekti. Ne var bunda olmasaydı daha iyiydi derseniz bu çok daha vahim bir cevap olacaktır zaten.

Ailemin sahip olduğu tek şey, en azından babamın sahip olduğu tek şey eski bir araba ve 2 katlı bir villaydı. Geri kalan herşey iş, ailesine daha iyi bir gelecek yaşatmak içindi. Şu anda olduğumuz nokta ise bundan çok çok uzak. Ne üniversiteye gidebildim kazanmama rağmen ne de kendi evimize sahibiz! Bulabildiğim ilk fırsatta bu ülkeden bu zihniyetteki devletten ve yastıkaltı zihniyetinden gitmeyi aklıma koymuş durumdayım. Bu ülke adam olmaz. ABD emperyalizmi tü kaka, komünist şeytan, Türk sermayesi kral zihniyeti de yastıkaltına attığı paralar ile Türk sermayesine ne kadar katkıda bulunuyor bilemezsiniz!

Kaçacağımı söylediğim için korkaklıkla suçlayabilirsiniz ancak bu ülke ilk kurulduğu yıllardaki idealistliğinden çok uzak. Şu 12 yıldır neler çektiğimizi bir ben bilirim. Bir de ailem. Özel okuldan devlet okuluna geçmek, devlet okulundaki eğitimin ne kadar kötü olduğunu görmek. Okuldan çıktıktan sonra elektriği, suyu kesik buz gibi eve gitmek ve ders çalışmaya çalışmak, evin önüne her taksi geldiğinde yine mi icra memurları geldi alacak neyi bıraktılar ki diye düşünmek, eski fabrikanın her önünden geçtiğinde içinin sızlaması, eskiden yardım ettiğin insanların yardıma ihtiyacın olduğu zamanlarda sana sırtını dönmesi ve daha hatırlamak istemediğim birçok şey.

Kusura bakmayın açgözlülük ettik! Büyük işler yapmak istedik! Bu ülkede yapmamak lazımmış!

etki alanı dedi ki...

Ağzında bal olan arının,ardındaki iğneği unutmamak lazım....Banka reklamlarındaki o nazik adamların,ödeme zamanı geldiğinde nasıl vampir kesildiklerini,son zamanlarda,basında takip ettiğimiz örneklerde mevcut zaten...
Kötü bir dönemdeyiz...
Ama iyi bir politikayla,istihdam alanları genişlerse,insanlar,el açma döneminden çıkıp,oy hırsından sıyrılmış bir hükümet sayesinde ,halkımızın elele çalışarak ne kadar çabuk yokluktan kurtulacağımız düşüncesindeyim...
Biraz bireysel kalkınmalar desteklenmeli...
Bankalar bunun için varolmalı...Üretim için itici bir kuvvet olup yol açılmalı...
Anlattığınız kişi,daha kendini kaybetmemiş çok şükür...Nice intihar olaylarını duymadık mı? Duymuyor muyuz? Duymayacak mıyız?
Herşeyin olumlu olmasını diliyorum...Devlete düşen görev çok büyük.Çözüm onlarla başlamalı...

Bende bir ödülünüz var....
Saygılarımla,
TüTü

habib dedi ki...

rammstein - america güzel olmuş :) ayrıca izlememiş olanlar için klibinide tavsiye ederim. baya eglencelidir ;)

Gökhan dedi ki...

Umudun belini kıran bir yazı olmuş. Ramstein de üzerine tam oturmuş.
Bütün bu moklar okyanus ötesinden Ramstein'in söylediği yerden geliyor ya hani; ona dair bu filmi izlemeden olmaz: http://www.zeitgeistmovie.com/add_turkish.htm

YOSUN dedi ki...

Konuyu uzatmak istemiyorum.Genelleme yapmakla hata etmiş olabilirim.Ama şurası bir gerçek ki,kimse işlerini büyütürken 1.hedefi devleti kalkındırmak değildir.1.hedef elbette kendi rahatlığıdır.Bunu kimse inkar edemez.Heralde işini büyütürken,"aman şu kadar işsizi,işsizlikten kurtarayım"hedefiyle hareket etmez.Ben bu konunun uzmanı değilim.Kendim çok temkinli bir yapıya sahibim ve herkesin de öyle olması gerektiğini düşünüyorum.Zaten herkes batmayıp bazıları battığına göre söylediklerim kanıtlanmış oluyor.Ayağını yorganına göre uzatmayı bilmek lazım.Ben bunu anlatmak istemiştim.Bu açıklamayı da sevgili Deniz Gür arkadaş hatırına yaptım.Babycakes isimli arkadaşın çemkirmeyi andıran sözlerine diyeceğim:O gişe memuru olmazsa içeriye giremezsiniz,dışarda kös kös kalırsınız.Figüransız film olmaz.Bu sözlerinizle bütün memurlara hakaret etmiş sayılırsınız.Benim daha fazla bişey söylememe gerek yok.Kimin bakışı daha sığ belli etmiş,kendi kendinizi ele vermişsiniz.Hayatta para,rütbe ve şöhretten daha değerli şeyler vardır.Ama bunu anlamak herkesin meziyeti değildir...

Isyan dedi ki...

Sevgili Yosun,
Genellemelerde anlatilanlar kismi bir gercegi yansitiyor olabilir. Ama istisnalar da var. Kimse devlet kalkinsin diye hedef koymaz denmis. Bu satirlari yazan kisi, ortaokuldan baslayarak universiteyi bitirinceye kadar calisip kazandigi birikimini bir sekilde yatirima cevirmeye calisti. Hem okuyup hem calisarak kazandiklarini. Sonra sun'i olarak cikarildigina ve ozellikle bazi yatirimcilarin hedef aldigina inandigim 2000 krizinde herkes, aman parami kurtarayim derdine dusmusken, sadece ve sirf milletini dusunerek davrandi. Su anda herkes parami kurtarayim deyip cekerse tabi ki herkes kaybeder, asil zor zamanda desteklemek gerek diyerek naif bir idealizmle parasini sahsi icin kurtarma cabasina girmedi. Sirf istihdam ve devletinin gelismesi gibi nedenlerle davrandi. Ve butun yatirimini kaybetti tabi.

Temkinli olmak iyidir, kendini genelde fazla temkinli birisi olarak tanimlar bunlari yazan. Tek aldigi riskde de zaten kaybetmisti. Ama yine de risk almayi bilen ve cesur birisi olmanin daha iyi oldugunu dusunuyorum. Basarili insanlara baktigimizda genelde, risk alan insanlar arasindan ciktigini goruyoruz. Bizim gibi temkinli insanlar ortalamanin uzerine cikamazlar (maddi basaridan bahs etmiyorum sadece).

Sanki su andaki krizin en buyuk sebebi haksizlik ve adaletsizlikten kaynaklanan sistem gibi geliyor. Bunun en basini ceken de haksiz faiz. (Insanoglunun yapi olarak zaten bencil olmasi, icinde var olan hak-hukuk tohumu yesertmemesi de zaten bu sistemi besleyen faktorlerden birisi) Yazidaki beyin de zaten faiz yuzunden ne kadar zarar ettigi acikca gorunuyor.

Ticaret iyidir, ama adaletli sosyal bir sistemin olmadigi duzende tuccar da, memur da her zaman zarardadir. En buyuk zarari da belki idealistler ceker. :)

Ama hak ve adalet olculeri ile hareket ettikten sonra, hedefini kendi rahatligi ve zenginligi olarak belirleyenleri de yargilamamak gerek diye dusunuyorum. Insanlarin cogunlugu da imkan gectiginde bu hedefi kendine seciyor zaten. Onemli olan hedefe giden yolda hangi secimleri tercih ettigin. Insani insan yapan da, tercihleri degil midir?

Hatta, dogru hedefi, dogru secimleri yaptiginda dahi kaybedebilir insan. Kimin garantisi var ki?
Insan olmak boyle birsey iste..
Hayat boyle birsey iste..

Adsız dedi ki...

Yazıyı okurken içim düğümlendi. Babamın grev nedeniyle 6 ay maaş alamadığı dönemleri hatırladım. Kardeşimle dolmuşla gittiğimiz okula babama katkı sağlasın diye yürüyerek gitmiştik. Ama bizim bir umudumuz vardı grev bitecek ve babam çalışmaya başlayacaktı. Umarım kimsenin umutları tükenmez.
Yasemin

babycakes dedi ki...

sevgili yosun.. siz beni kaale alıp yazmak istememişsiniz ama ben yazma gereği duyuyorum ;öncelikle amacım çemkirmek değildi böyle anlaşıldıysa özür dilerim; ama bu çok hassas bir konu. Şu günlerde insanlar bu kriz yüzünden yuvalarını yıkarken, intihar ederken sanki bu durumun sebebi olarak gösterilmeleri, 2 çocuğunu evde bırakıp gece-gündüz çalıştığı halde 6 yıllık birikimini 6 ayda bitirmek zorunda olan bana biraz acımasızca geldi doğrusu.
Yanlış izlenen politikaların sonucunu insanlara yüklemek bana doğru gelmiyor.
Ayrıca bir krizde her firmanın batmamasının da sizi doğruladığını da hiç sanmıyorum.
Yazdıklarımdan nasıl oluyor da benim para,şöhret, rütbe düşkünü sığ biri olduğum sonucunu çıkardığınızı da yine anlıyamadım. Evet işini ve kendini geliştirmek isteyen biriyimdir çünkü çocuklarımın en iyi şartlarda rahat bir şekilde idealleri doğrultusunda yaşamalarını istiyorum ve belki figüran olmak da istememiş olabilirim ama bu benim sığ ve de sizin deyiminizle meziyetsiz olduğumu göstermez diye düşünüyorum.
Bir memur ve öğretmen çocuğu olarak da memurlara saygım ailemden dolayı sonsuzdur lakin böyle bir çevrede büyüdüm ama şu da bir gerçek ki memuriyetle uğraşan bir kişinin ticareti anlaması da n'redeyse imkansızdır...

Adsız dedi ki...

Acı ama gerçek devlet resmen ilik emiyor yeri geldiğinde ise anemik hastayı değil vampiri kan torbaları ile besliyor
Hastanıza çok üzüldüm, hayat işte zor kısmı bu işte varlıktan darlığa düşmek, umarım işleri yoluna girer.
Yosun yorumuna katılmıyorum bu zamanda ticaret herşeyden daha zor mal bedeli artık ürettiğine bağlı değil piyasa fiyatı kendi belirliyor yapılan ithalatı düşünürsen özellikle tekstilde beli bükülmeyen kalmadı yaratılan onca istihdam o koskoca şirket sahiplerinin bazıları sadece işçilerinin parasını ödeyip kendi sadece mutfak ihtiyaçları ile çıkabiliyor bazı aylarda hayat herkes için güllük gülistanlık (bir kısım hariç) değil
şimal

Adsız dedi ki...

gitmek de cozum degil!
iste ben yurtdisindayim ama yine de ulkem icin kahroluyorum.
insanini dusunmeyen, aklin yonetmedigi bir devletimiz,cahilligin tayin ettigi bir hukumetlerimiz var.

ben tunelin sonunda isik goremiyorum.

bayancommonsense